Giriş
(16)

yogurt

cinaslı kafiye
biliyorsunuz piyasadaki yogurtlar ilginc biraz... Hic kuflenmiyo, bozulmuyo filan... Dogal olarak en saglikli yogurt hangisidir? Bi yerden danone diye duydum, gercekten anyibiyotik kullanmayan hay@anlar kullaniliormus. Var midir hic bu sektorde calisan veya malumati olan?Not :danone iyi guzel de bi
biliyorsunuz piyasadaki yogurtlar ilginc biraz... Hic kuflenmiyo, bozulmuyo filan... Dogal olarak en saglikli yogurt hangisidir? Bi yerden danone diye duydum, gercekten anyibiyotik kullanmayan hay@anlar kullaniliormus. Var midir hic bu sektorde calisan veya malumati olan?

Not :danone iyi guzel de bi tikvesli'nin filan yaninda ot gibi bea...
0
cinaslı kafiye
(12.01.11)
eker mı teker mı o iyi.
0
bryan fury
(12.01.11)
Bakkallara gelen dandik gibi görünen ama kaliteli olan yoğurtlar oluyor; onları da alabilirsin. Ekşiyse yönel yani. O tür ürünlerde çakallık yapmak meşakatli olduğu için henüz denemiyorlar.
0
ataturkiye
(12.01.11)
danonenin ar-ge kısmında çalışan yengem(şubatta yengem olacak, düğünümüz var evet:p),danonenin yoğurtlarını, bahçıvanın da peynirlerini öneriyor.
0
purkinje
(12.01.11)
şu bim in yoğurdu çok satılıyor.
0
silver apple
(12.01.11)
yörsan tava iyi ve küfleniyor da.
0
kayranin kedisi
(12.01.11)
tanınmış markalardan almak, ya da tanınmış alışveriş dükkanlarından almak daha iyidir. bakkal bir arkadaşım var ve çok sık bir şekilde son kullanma tarihi geçen yoğurtların sadece kapalarının değiştiğini söylüyor. tanınmış olan iyidir.
0
dampire
(12.01.11)
hepsi aynı hocam, gıda kodeksinin verdiği imkanlar dahilinde en ucuz şekilde üretmeye çalışıyor adamlar.
0
de jure
(12.01.11)
iş müfettişi biri daima yörsan derdi
0
hoot
(12.01.11)
kalitesini bilmiyorum da, tat olarak bim'deki dost yogurt baya iyi.
0
nawres
(12.01.11)
yorsan ın ıscılerıne tutumu nedenıyle almamanı tavsiye ederim.
0
bryan fury
(12.01.11)
annenin evde yaptığı yoğurttur. biz dışarıdan hiç yoğurt almayız ve inan bir süre sonra o yoğurtlardaki ilaçların tadını alıyorsun ev yoğurduna alışınca. danone ile mayalamayın yalnız. yörsan tava falan kullanın, süte de sek günlük şişe süt koyarsanız, tadından yenmez.
0
zanim zrozumiesz
(13.01.11)
bim'in yoğurdu cok güzeldir. Dost yoğurt ve danone tarafından üretilmektedir..
şiddetle tavsiye edilir.
0
Gandi Kemal
(13.01.11)
eniştem süt hayvanclılığıyla ugrasıyor ve kesinlikle süt ve yoğurt için SEK der baska da bişi demez.Pınar,Danone özellikle kötü..yapay diyeyim.Yörsanı hiç ondan duymadım ama benim hiç işim olmaz .
0
jesabel
(13.01.11)
işin uzmanı falan diyilim, ancak damak tadım iyidir ve boğazıma düşkünümdür. (iki yıldır sucukları beğenmememin nedenini yeni öğrendim: ısıl işlem görmüş sucuk benzeri yiyecek denen ucubeler ve dana etine hindi/tavuk karıştırılması. bunları bilmediğim halde sucuk yiyememeye başlamıştım.)

işyerinde beğendiğim bir yoğurt vardı, aşçıya sordum "ateşoğlu" dedi. sonradan dia'da görmeye başladım. günler içinde yavaş yavaş ekşiyor ev yoğurdu gibi. aynı zamanda şunu da fark ettim: bu marka kalmadığında dia markalı yoğurdun nereye yaptırıldığını inceleyip "ateşoğlu" olduğunu gördüm. üç yılı aşkındır bu yoğurdu yiyorum ve memnunum.

ek: yıllarca sek yoğurt yemiş ve beğenmiş idim.
0
tedirginlik hucresi
(13.01.11)
bir yoğurt expert olarak kesinlikle yörsan'ın kova yoğurdunu(2.5 kg) tavsiye ediyorum.
0
trawmatolog
(13.01.11)
cok tesekkur ediyorum arkadaslar tavsiyeleriniz icin. ufkum cok acildi. sayenizde dost ve atesoglu yogurttan haberdar oldum. hatta onları bu sektorun icinde olan birilerinden de gayet olumlu olarak duydum. bu arada kanlica yogurdu olarak satilan bi sey var ki biraz sulu, yani yogunlugu az. yorsan ve tikvesli'yi kivam olarak cok seviyorum. eker'in yogurdunu hic denemedim. bulsam baliklama atlarim, cunku ayranda tek gecerim. itimat'i da iyi oldu hatirlattiniz. taksim civarinda satan yok galiba ama besiktas'tan alirim. bir de manisa'da foca yogurdu mu ne oyle bi sey yemistim. tabi onun uzerine cikabilen henuz olmadi.

gene de harikasiniz, bol yogurtlu gunler...
0
🌸cinaslı kafiye
(15.01.11)
(6)

kusan kedi emedur

McCoy
kusan kediye emedur kullanalım mı? kullanırsak fitil tablet iğne hangisini kullanalım. yoksa hiç birşey yapmayıp sabaha kadar bekleyelim mi? bugun hep kustu kedi. biraz su içiridik akşama kadar bekleyip ama üstüne kustu yine. 5 aylık palazlanmış bir kedi kendisi. veteriner demeyin buradakiler iyi de
kusan kediye emedur kullanalım mı? kullanırsak fitil tablet iğne hangisini kullanalım. yoksa hiç birşey yapmayıp sabaha kadar bekleyelim mi? bugun hep kustu kedi. biraz su içiridik akşama kadar bekleyip ama üstüne kustu yine. 5 aylık palazlanmış bir kedi kendisi. veteriner demeyin buradakiler iyi değil son çare ancak.
0
McCoy
(12.01.11)
olur mu öyle şey ya, insan ilaçları kedide köpekte kullanılmaz
0
redlinetheturk
(12.01.11)
kediler kendilerini yalarken yuttukları tüyleri çıkartmak için kusarlar ama tüm gün sürmesi normal değil. kusma iç kanama gibi ciddi bir durumun belirtisi olabilir. işkenceyle ilgili anlatırlar, işkence gören bayılırsa ayılmasını bekleyip işkenceye devam ediyorlar ama kusarsa hemen bırakıyorlar diye.
emedur mide bulantısını keser sadece, kedinizin mide bulantısından daha önemli sorunları olabilir, emedur daha beter edebilir bence kullanmayın. veterinerler kötü demişsiniz ama en olmadı bir serum bağlayarak kedinin aşırı su kaybından zarar görmesini engelleyebilirler bence veterinere gidin mutlaka.
0
emuncipation
(12.01.11)
kediye kendi kullandiginiz ilaclardan vermeye niyetlendiginize gore Allah bilir daha once nelere maruz biraktiniz da kedi boyle gun boyu kusar bi hale geldi. Zehirlenmis olabilir ve olebilir bile! En kotu dediginiz veteriner kadar hayvanlar hakkinda bilgi sahibi misiniz acaba?
0
cosmicgadin
(12.01.11)
ek bilgi: hayvanlara insan, özellikle çocuk ilacı verilir, olmaz diye bir şey yok. yıllarca çok iyi veterinerlerimin köpeğime insan ilacı yazmışlığı var. köpeğime hala midesi kötü olunca rennie veririm.

kedinizin birkaç kez kusması sorun değil ama sürekli kusması çok normal değil. parazit tedavisi yapıldı mı? yediği bir şey dokunmuş olabilir. sinek, böcek yemiş olabilir, ya da başka bir rahatsızlığın belirtisi olabilir.

yaşadığınız ili, semti yazarsanız veteriner tavsiye eden olur belki burda. uzak bir semtte de olsa iyi bir veteriner illa ki vardır.
geçmiş olsun
0
pyro clustic flow
(13.01.11)
daha önce bu konuyu duyuruda görmediği belli olan kişilerin (hoş, görmediler diye de yapmaya hakları olmadığı açıkken), soru sorana fırça atması ve bununla da yetinmeyip suçlamaya kalkması da bir tuhaf. ne bu sinir ya?! iyiniyet diye bişiy yok mu, nedir bu düşmanlık?

benim önerim de, başka şehirde de olsa burada önerilecek veterinerlere telefonla danışmanız, bu arada kedi forumlarına da yazarak fikir almanız -zira ya benzer sorunu yaşayan bir kedi sahibi veya bir veteriner cevap veriyor-.

geçmiş olsun kediceğize...
0
tedirginlik hucresi
(13.01.11)
nasıl oldu kedi, kısa da olsa bilgi verebilir misiniz?
0
emuncipation
(15.01.11)
(32)

et yiyenlere iğrenç gelebilecek olan bir soru

homeless
igrenclik uyarisi igrenclik uyarisi igrenclik uyarisi igrenclik uyarisi igrenclik uyarisi tabii bence iğrençlik sonuçta soruya "evet" yanıtı verecekler için iğrençlik değildir ama yine de uyarayım dedim. ben et yemiyorum. ama merak ediyorum. et yerken (pişmiş)ceset yiyor olduğunuzun farkında olarak
igrenclik uyarisi igrenclik uyarisi igrenclik uyarisi igrenclik uyarisi igrenclik uyarisi

tabii bence iğrençlik sonuçta soruya "evet" yanıtı verecekler için iğrençlik değildir ama yine de uyarayım dedim.

ben et yemiyorum. ama merak ediyorum.

et yerken (pişmiş)ceset yiyor olduğunuzun farkında olarak mı yiyorsunuz?
yoksa sadece yiyecek olarak mı görüyorsunuz?

(kendimle alakalı not: et yediğim zamanlarda tadını beğenirdim. ama kendimce gerekçeler bulup reddettim. anımsamıyorum ceset yediğimin farkında mıydım o sıralarda. )
(ötekilere not: amacım i.nelik olsaydı hiç uyarı vermez direkt başlıkta "et yiyenler ceset yiyor olduğunun farkında mı?" diye yazardım. ne iğrençlik yapmak ne de etyemezlik propagandası yapmak derdinde değilim. merak merak.)

purkinje (tdk'ya dayanarak diyor ki leş de değil ceset de illa ceset'e benzeteceksek pişmiş ceset diyelim. tamam o da olur.)
yoğun (!) itirazlar üzerine "leş" kısmını çıkaralım sorudan.
0
homeless
(12.01.11)
yok. eti yerken hayvan belirmiyor gözümde ne tavuk butu ne kırmızı et yerken. balık yerken bazen diyorum ama ne yapıyorum lan ben diye. gözleri filan var çünkü. böyle kımıl kımıl yüzmesi geliyor gözümün önüne.
0
anony
(12.01.11)
tdk der ki,
leş: Kokmuş hayvan ölüsü.
ceset: Ölü beden, naaş.

yani öncelikle burada, sizin bakış açınıza göre, soru şöyle olmalı..
et yerken, pişirilmiş ceset yiyor olduğunuzun farkında olarak mı yiyorsunuz?

cevabıma gelince, yediğimiz her şey, öncesinde bir canlı ve öldürüp, hazırlayıp yiyoruz. bitki, hayvan...çok farklı değil bu hususta.
pişirilme yöntemleri önemli etken ama benim için de. mesela istakoz ile dananın pişirilmesi farklı..biri canlı canlı...aaa tamam neyse, mevzu bu bana göre.
0
purkinje
(12.01.11)
eskiden vejetaryendim ama şu an pirzolaları afiyetle götürüyorum. bazen birisi yemekte ne var diye sorunca kömür ateşinde pişmiş ölü hayvan parçaları falan diyorum ama doğanın kuralı böyle, benden güçlü+akıllı bir canlı varolsaydı o da beni yiyecekti afiyetle.

edit: ölü tavuk ve buharda sebze pişiyor şu an :)
0
kayranin kedisi
(12.01.11)
kırda bayıda yururken imtina ediyorum ota basmaktan onun da bir cani var diye.
hayvanlarin iki gozu kulagi olmasi inan bir seyi degistirmiyor ne vicdan ne zekalari var ,ha bende de vejetaryanlik var idi ama ne biliyim sirf sebze bir yere kadar...

evet igrenmeden yiyorum, ceset degil protein tuketiyorum, rusyada acliktan millet birbirini yiyor bulmusum danayi kacar mi.
0
kulustur
(12.01.11)
ceset/leş dediğin, ortada kalmış, bozulmaya yüz tutmuş ve yenmeyen ettir.

bizim yediğimiz ise işlemden geçirilmiş veya hijyenik olarak muhafaza edilmiş besin maddeleri ve pişirilerek yeniyor. (çoğu durumda) insan vücudu için gerekli ve yararlı.

et yemeden de yaşayabilirsin, o ayrı mesela.
0
ermanen
(12.01.11)
@ermanen kurban bayramında taze kesilmiş hayvanın eti hangi işlemden geçirilmiş oluyor?
ya da kasaptan aldığın et hangi işlemden geçirilmiş oluyor?
0
🌸homeless
(12.01.11)
@homeless

butun etleri ayni kategoriye koymadim. sonucta besin maddesi olarak karsimiza cikiyor. ve cogu zaman da pisirerek yiyoruz. koyun etini kesip yemiyoruz ayrica. pisiriyoruz heralde yani. hem kurban bayrami da ayri bir konu. ben uygun ve hijyenik ortamlarda kesilmesinden yanayim.

edit: bir onceki duyurumda veya geciyor dikkat ettiysen. ayrica hijyen durumlarina dikkat etmeyen insanlar da ayri bir husus.
0
ermanen
(12.01.11)
Bu konuda size katıldığım tek bir husus var o da canlı canlı ıstakoz haşlama durumu. İsterse tadı dünyanın en güzel şeyi olsun yine de yemem.

Diğerlerine gelince tavuk da yemiyorum, havasız ortamlardaki halleri aklıma geliyor ve cidden yiyemiyorum, ceset gibi olduklarından değil, yetiştiriliş yöntemleri yüzünden yiyemiyorum. Balığı da zaten nedense pek sevmem. Geriye kırmızı et kaldı, evet yiyorum. Bu konuda oburluk yapmamanın önemli olduğunu düşünüyorum. Kırmızı ete bayılsam da ihtiyacım olan proteini ve keyfi aldığıma kanaat getirdikten sonra yememeyi tercih ediyorum. Oburluk sonuçta hoş bir şey değil. Hem bulamayan var hem de evet hayvanlara da yazık.

Ayrıca evet leş çok daha farklı bir şeydir.
0
eelmaa
(12.01.11)
@akalmor :) kurban/adak/eğlence amaçlı kesilmiş hayvanlar vardır hani (bkz: kuzu çevirme) kes, yüz, pişir ve ye şeklinde tüketilen. buzdolabı da yok onlarda .
0
🌸homeless
(12.01.11)
Walla hic umrumda olmaz baba aynen yemeye devam ederim hatta yedigim etin gozumun onunde kesilip hazir hale gelmesini izlesem dahada memnun olurum ayiptir soolemesi suan biftek pisiyo icerde isterse Les olsun ceset olsun off ne yiycem belli degil kokusu beni benden aldi:)
0
cratonz
(12.01.11)
@ermanen hocam dillt etti isen senin yanıtından bir süre önce purkinje'nin uyarısını dikkate alıp "pişmiş" diye ekledim. ki ha pişmiş ha pişmemiş ceset işte. :)
0
🌸homeless
(12.01.11)
yiyecek olarak görüyorum, burada okuyunca da aa ceset yiyorum diye bir aydınlanma yaşamadım
açıkcası klişe ve tam doğru bir örnek olmamasına rağmen sevdiğim bir şeydir "ıspanağın tek suçu möö diyememesi mi?"
:)
0
kisa
(12.01.11)
@kisa hoca hiç aydınlatasım yok zaten. ben kendime ettim belki et yememeyi seçerek :) ama merak ettim. düşündüm anımsayamadım ben biliyor muydum bilmiyordum diye.
0
🌸homeless
(12.01.11)
@homeless

sen duzeltmeden once ben cevabimi yazmistim zaten. ama sorunun içine "leş" kelimesini de katmışsın. leş zaten pişmiş olsun olmasın, insan tarafından yenemez. kokmuş hayvan ölüsü olarak geçiyor genel anlamda.

ayrıca sadece pişirmekten de bahsetmedim.
0
ermanen
(12.01.11)
Ben kendimi düşünerek mantık kuruyorum. Öleceksem kaynar suya atılmak istemem. Direk boğazım kesilirse hemen ölürüm. Öbür türlü daha fazla acı çekermişim gibi geliyor.
0
eelmaa
(12.01.11)
"leş" gitti kaldı (pişmiş) ceset.
0
🌸homeless
(12.01.11)
bir seferinde dürüm döner ile ilgili aynen bu tribi yaşadım. sanki sos kan olmuş, lavaş da deri olmuş, ve biz bu yiyeceği özellikle canlı ete benzeterek yiyoruz bu nedenlerle gibi bir fikre kapılmış, çok iğrenmiştim...

o zamandan beri sanırım dürüm döner yiyemedim. yani hala bu düşüncem geçmedi pek. onun dışında et yerim, çok olmasa da. kokusundan, tadından tiksindiğim nadirdir. sakatat sevmem, kız gibi etin yağını kıkırdağını ayırırım. ama o kadar yani...

şu ıstakoz hikayesinde de ıstakozlar gayet mutlu mesut sıcak sıcak ölüyor, bir can çekişme, eziyet durumu olmuyor yani. zaten sinir sistemi bile çok farklı, böcek sonuçta. bence önemli olan bir hayvanın nasıl öldüğü değil (tabi eziyetten bahsetmiyorum) nasıl yaşadığıdır. free range tavuk yetiştiren bir markanın lafı şuymuş mesela: tavuklarımızın ömürlerinde yalnızca bir tek kötü günü oluyor.
0
kediebesi
(12.01.11)
tabiki düşünmüyoruz düşünsek yiyemeyiz zaten :))) ben dönem dönem düşünüp yiyemiyorum(kurban bayramlarında mesela). insan doğanın bir parçası olarak bir şeyleri yok etmeden kendi varlığını sağlayamaz bu anlamda -biyolojik olarak- amoraldir insan yani mesela et yemesen bile neticede marul da bi canlı değil mi???
0
iktisadiaklıneleştirisi
(12.01.11)
arada bir aklıma geliyor. Ama her ne kadar deli gibi bir doğasever pagan derecesinde hayvansever olsam da tatlarını o kadar seviyorum ki gözümün önünde kanlı kurban görüntüsü de gelse yemekten kendimi alamıyorum. Ki az pişmiş sevdiğimi düşünürsek tabaktaki görüntü de çok farklı olmuyor. Öyle bir düşkünlük yani.
0
perliva
(12.01.11)
uzun bir süre, bütünlüğünü kaybetmemiş hayvan yiyemedim... yani bir zamanlar canli oldugunu hatirlatan bütün tavuk, balik, but parçaları gibi mesela...sakatat zaten yemem... kuşbaşı kıymayı ise dogada yetişen bir meyve türü gibi düşünüyorum yani kuşbaşı et diye bir şey var ya da kıyma diye... (çiğ hallerine dokunmamak kaydıyla) sanırım adanalı olmakla alakalı bir durum;) hiç rahatsız olmadım nedense! döner felan ımm miss;) hafiften de baliga başladim rakının hatırına...
bir de biz gençken kızlara 3. derece veceteryanim deyince hoşlarına giderdi, bilemedim şimdi bak;)
0
les
(12.01.11)
aklıma şey geldi bunu okuyunca. çocukken kurban eti öldürseler yemezdim. bizimkiler kasaptan aldık diye uydurur yedirmeye çalışırdı. şimdi ise her türlüsünü yerim. ne değişti bilmiyorum. çocukken çok mu duygusaldım acaba? eti seviyorum ve yiyorum. yani çok aramam aslında ama yerken de gözümün önüne bunlar gelmiyor ki işkencelerin kralını izlemiştim zamanında.
0
groove salad
(12.01.11)
ne ceseti yahu ?
yamyam mısın.
o zaman yumurta yerken de onun tavuğun götünden çıktığını düşün.
süt ürünlerinin ise ineğin memelerinden çıkan acayip bir sıvı olduğunu düşün.
ceset ile alakası ne.
0
jules winnfield
(12.01.11)
Pismis ve olu olduklarinin farkindayiz evet. Farkinda olsak iyi olur zira canli veya cig olarak yemeye kalksaydik daha igrenc olurdu kanimca. Kaldi ki o hayvanlar da baska hayvanlari yiyor, hem de pisirmeden. Bizde insanlik var en azindan. Ya yaa.
0
doktor hektor
(12.01.11)
ben farkındayım genel olarak. ancak bu yememi engellemiyor. tadı güzelse o şeyi yerim, nasıl hazırlandığının pek önemi yok.
0
naraso
(12.01.11)
aklıma bile gelmez. benim için bitki yemekle aynı.. afiyetle tüketiyorum.
0
fotrsapka
(12.01.11)
national geographics - taboo izlemediniz mi siz hiç, insanlar neler yiyorlar, sizin için anormal olan şey, adamın günlük diyeti. insanları kendi hassas noktalarınıza göre yargılayamazsınız.
0
pinking of you
(12.01.11)
YA saçmalık bu vejetaryan ayakları. hepsi bi aç kalsın da bak o zaman nasıl yiyolar etleri.
0
fuskiyenin oglu
(12.01.11)
Etçil bir insanımdır, kurbanın kesilmesine yardım edip parça parça etlerin yanında mangal yapılsa da iğrenmem.

Sadece rüyamda insan eti yediğimi görmüştüm bir kere, 1 hafta ağzıma et koyamadım. Rüyanın ertesi günü sofrada köfte görünce öğüre öğüre kalkmıştım masadan. bu yüzden vejetaryenlerin neden yemediklerini çok iyi anlıyorum.

Ceset yemiyoruz, leş de yemiyoruz. Eceliyle ölen hayvanı yiyor olsak bir derece. Misal benim yeme/yememe sebebim.

Dana eti yerim, affetmem, lezzetli.
Koyun/keçi eti yemem, kokuyor.
Tavşan eti yemem, sevimli şerefsizler.
Kaz eti yemem, kokuyor.
0
kimlanbu
(12.01.11)
HAİNCE DOĞRADIĞIMIZ MAYDONOZLARIN ARDINDAN DA BU KADAR ÜZÜLECEKMİYİZ?
peki ya ıspanak...? yemeğini yaparken hunharca minik minik doğradığımız ve soğanlarla buluşturduğumuz ıspanak?
bir zamanlar toprağa köklerini salmamışmıydı? çamuruyla beraber mutlu mesut yaşamıyormuydu?
kuzu mee yapıyor diyemi bu vicdan?
besin piramidinde her canlının birbirine ihtiyacı vardır bunu unutma...
sen de bir gün öl ki çürükçüller beslensin :D
ya çürükçüller de soruyomudur kendilerine ''abi ya et yerken ceset yiyormuş gibi oluyormusunuz siz de'' diye :D
0
andromedus
(13.01.11)
ben balık yiyemiyorum. çünkü tabağımad bütün bir ceset yatıyor gibi geliyor. bi de böyle kızarmış tavuk falan yiyemem çünkü kolu bacağı görüyosun çok fena. ama döner kebap falan yerim. öyle garip bişi.
0
suicides underground
(13.01.11)
@ andromedus: katılıyorum.

neden sadece hayvanların canlı olduğunu düşünüyorsunuz? dokuz yaşındaki çocuklar bile biliyor bitkilerin canlı olduğunu. ayrıca bakliyattan aldığınız proteinle etten aldığınız aynı şey diyil.

öte yandan iğnelemeye yönelik cevaplarınız da sorunuzun sadece meraktan sorulduğu konusunda kuşku yaratıyor.

marul, karnıbahar, ıspanak, maydanoz, bakla, taze fasulye de balık, koyun, dana, tavuk kadar canlıdır, pişirirken de ölür netekim. hatta su bile canlı sayılabilir, ona girmeyeyim.
0
tedirginlik hucresi
(13.01.11)
@fuskiyenin oğlu: çok aç kaldım :)
@jules winfield: o da tavuk cenini zaten.
@kimlanbu: yani eceli ile ölmemiş bir insanın bedeni ceset değildir öyle mi?
0
🌸homeless
(13.01.11)
(3)

Şubat başı için Kars'ta kalacak yer? plase Van.

hewit
3-4 hafta sonra kars'a gitmek niyetindeyim, 3-4 günlüğüne...muhtemelen 3 kişi için bildiğiniz öğrenci işi kalacak yerler var mıdır? bir de van var ama öncelikli olan kars. işler yolunda giderse 1-2 gün kars, 1-2 gün de van'da geçirmek niyetindeyim. (kış vakti akdamar'a gidilir mi bilmiyorum ama gide
3-4 hafta sonra kars'a gitmek niyetindeyim, 3-4 günlüğüne...
muhtemelen 3 kişi için bildiğiniz öğrenci işi kalacak yerler var mıdır? bir de van var ama öncelikli olan kars. işler yolunda giderse 1-2 gün kars, 1-2 gün de van'da geçirmek niyetindeyim. (kış vakti akdamar'a gidilir mi bilmiyorum ama gidersem iyi olur)

görüldüğü üzere muğlak sayılar veriyorum ancak siz bana net ya da muhtemel kalacak yer ücretini de söyleyin ki iyi kötü bir fikrim olsun bütçe için.

teşekkürler..
0
hewit
(09.01.11)
van'da öğretmenevi var. kars'ta da vardır. web sitelerinden fiyat öğrenirsiniz muhtemelen. fahiş olmaz fiyatlar.
0
tedirginlik hucresi
(09.01.11)
skplgl
(10.01.11)
2 ay önce Kars'ta Grand Ani'de kalmıştım. Grand Ani Kars'ta kalınabilecek en iyi otel bana göre. Gecelik 80-90 $ falan ama pazarlık yapabiliyorsan 75 TL'ye falan kalabilirsin.
0
dasblankewesen
(10.01.11)
(10)

ÖNEMLİ! Bir lisede müzik öğretmeni olduğunuzu hayal edin lutfen..

la traviata
ilkokulda ve ortaokulda muzik dersleri gordugunuzu varsayalim. ve farzedelim ki su an liseye basladiniz ve yine muzik dersi goreceksiniz haftada bir saat.dersin keyifli gecmesi icin derste neler olmasini isterdiniz, tum eski derslerden farkli olarak?nelerin degismesini isterdiniz?nelere agirlik veri
ilkokulda ve ortaokulda muzik dersleri gordugunuzu varsayalim. ve farzedelim ki su an liseye basladiniz ve yine muzik dersi goreceksiniz haftada bir saat.

dersin keyifli gecmesi icin derste neler olmasini isterdiniz, tum eski derslerden farkli olarak?
nelerin degismesini isterdiniz?
nelere agirlik verilmesini isterdiniz?
ve sadece ders kapsaminda degil, okulun genel kulturel calismalari acisindan neler olsa cok farkli hissederdiniz ve o dersi/ogretmeni hic unutmazdiniz?

eldeki veriler;
* ayri bir muzik odasi var, super olmasa da.
* yeni dijital bir piyano var.
* bir gitar, blokflut ve darbuka var.
* yuzde 90 kiz ogrenci agirlikta.
* laptop, internet baglantisi ve buyuk hoparlorler var.
* muzik kitabi yok (mufredattan tamamen kalkmasi sebebiyle)
* genelde siniflar 30 kisi, üstüne cikmiyor, altina inebiliyor bazen.
* dersler, haftada bir saat sadece.


simdi hayal edin lise ogrencisisiniz ve cevaplayin bunlari lutfen bu bilgiler dogrultusunda.
benim icin cok onemli zira.
0
la traviata
(09.01.11)
* öncelikle kesinlikle öğretmen piyanoyla parçalar çalmalı :) izmir atatürk lisesi'nde bizzat yaşamış biri olarak söylemeliyim ki, işte tamam doğru liseye geldim dediğim an ilk müzik dersimdi :)

* öğrencilere güzel bir müzik kültürü yerleştirilmeli :) klasik müzik de dahil olmak üzere blues, jazz gibi kültürler tanıtılıp güzel örneklerle desteklenirse süper olur. türk sanat müziği ve türk halk müziğini unutmamak kaydıyla tabi ki :)

* bulunduğunuz şehri yazmamışsınız ama eğer imkanınız varsa klasik müzik için bir organizasyon düzenleyip (ilgili) öğrencileri bir senfoni orkestrası konserine götürmek (bir öğretmen çocuğu olarak biliyorum büyük sorumluluk gerektiriyor ama) oldukça güzel olabilir.

* mamma mia tarzı müzikal filmler izlenebilir.

şimdilik söyleyeceklerim bu kadar aklıma gelirse eklerim :) kolay gelsin şimdiden..
0
Tulga
(09.01.11)
lisedeki öğretmenim gibi dersin bir kısmında (genellikle sonuna doğru) öğrencilerin isteklerini çalardım, tabii öğrencilerin zevkine güvenmek lazım bunun için. yine onun gibi, öğrenciyle laubali olmadan içten bir ilişki kurardım. bu öğretmenimi yirmi yılı aşkın süredir unutmadım, hala canlandırabiliyorum derste piyanoyla istek üzerine çaldığı klasik parçaları, istiklal marşına akordeonla eşlik edişini, okula motosikletle gelişini.

öğrenciler belki bir müzikli oyun projesiyle ilgilenebilirler. arada bir, başarılı müziği olan filmler izletilebilir. konser, müzikal, vb. izleme olanağı varsa hafta sonu gidilebilir. enstrüman çalabiliyorlarsa veya çalmaya başladıkları zaman, eldeki enstrümanlarla gurplar halinde çalıştıkları parçayı sınıfa veya uygun günlerde okula çalabirliler.
0
tedirginlik hucresi
(09.01.11)
Sequencer ve genel DAW kullanımı hakkında bilgiler verirdim. Sayısal olarak müziğin nasıl yapılabileceğini ve illa enstruman kullanmanın gerekmediğini anlatırdım. Aranje'nin dışında miksaj'ın nasıl da önemli olduğunu ve dikkat edilmesi gerekenleri gösterirdim oğlu gösterirdim işte. Flüt mlüt geçelim bunları artık.
0
klostrofobik orumcek ve saz ekibi
(09.01.11)
müzik dinlemek isterdim, örneğin beethoven 7. senfoniyi dinledikten sonra neler hissettirdiğini duygularını sorardım.

www.youtube.com
bunun gibi çeşitli uygulamalarla dolaylı yoldan müziği sevdirirdim.
0
freebird5406
(09.01.11)
valla şartlar tam uymayabilir ama, ben yine de anlatayım.

ilkokuldayken klasik bir müzik öğretmenimiz vardı. yani herkeste birer blokflüt, müzik kitabından muammer sun'un şarkılarını çalmaya çalışırdık çat pat. ben kendi isteğimle klasik gitar dersi alıyordum, ama çok motivasyonum yoktu.

sonra dördüncü sınıfta yeni bir müzik öğretmeni geldi. ilk iş yönetimle anlaşıp müzik odasına ufak bir davul seti, bir elektro gitar ve bir bas gitar aldırdı (klavye zaten vardı). her sınıfta da bir grup kurulmasına ön ayak oldu. ben o zaman sadece klasik gitar çaldığımdan elektro veya basa geçiş yapmaktan tırsıyordum, aldı beni karşısına anlattı işte şu şöyle çalınır bu böyle çalınır diye. ben o gazla bas gitara başladım. ilkokuldan mezun olana kadar da sürekli bas gitar konusundaki incelikleri gösterdi, yetmedi davul çalmayı da öğretti, işte bagetler nasıl tutulur, el - ayak koordinasyonu, doğru oturma biçimi falan.

velhasılı hala bas gitar çalıyorum, evde fender jazz var. davulu da 1,5 - 2 yıldır falan çalmadım ama yarım saat takılsam basit şarkılardan rahatça başlarım tekrar. ayrıca bu grup kurma işi sayesinde beni rock müzikle tanıştıran kişi oldu ilkokuldaki müzik hocam. dolayısıyla hala unutmadım kendisini.

zaman açısından da bizde de haftada bir dersti müzik, ama öğle teneffüslerinde yine yönetimden izin alıp müzik odasını açıyordu. biz de kovalamaca oynamak yerine müzik odasında çalışıyorduk. sonra zaten iyi çalıp zevk almaya başlayınca dersler bittikten sonra kalıp kendi başımıza çalışmaya başlamıştık. hey gidi.
0
resistance is futile
(09.01.11)
türk beşleri tanıtılmalı, sevdirilmeli, sonra kendini bilmez 2-3 sümsük gibi türk leşleri denmemeli onlara. (bkz: pelin batu) (bkz: murat bardakçı)
0
zanim zrozumiesz
(09.01.11)
Değişik müzik türlerinin iyi örneklerini tanıtmak iyi olur. Olabildiğince fazla klip seyrettirerek yapılırsa daha ilgi çekici olur. Çocuklar mesela Pink Floyd, Queen, Louis Armstrong, B.B. King, Fikret Kızılok, Iron Maiden, Janis Joplin, Neşet Ertaş kimdir, nasıl müzik yapar bilsin, her an maruz kaldığı Türk popunun başlangıcından bugüne nasıl değiştiğini bilsin, birkaç makamdan şarkı öğrensin (ya da bildiği şarkıların hangi makamda olduklarını öğrensin), klasik müzikte çeşitli türlerde kulak dolgunluğu olsun. Siz de arada şarkı söylerseniz zaten uçarlar :) "Kendi müziğini getir" etkinliği yapabilirsiniz bazı haftalarda. Çocuklar kendi dinledikleri müziği getirip arkadaşlarına tanıtırlar.
0
sourlemonade
(09.01.11)
ilk derse geldiklerinde "merhaba ben müzik öğretmeniniz x. artık buna ihtiyacınız yok" diyerek flütü çöpe at. bak unutuyorlar mı seni.
0
atrin
(09.01.11)
ÖNCELİKLE, TÜM CEVAPLARINIZ İCİN TESEKKURLER.

simdi biraz ayrintiya girme zamani sanirim.

3 aydir muzik ogretmenligi yapiyorum. bahsi gecen okul bir "meslek lisesi ve meslek anadolu lisesi".. yani sabahcilar normal egitim, oglenciler anadolu lisesi.


* ilk tanismamizda blokflut, melodika gibi zorunluluklari kaldirdim. orta ogretim programinda hala blokflut vardi son senelerde ama ben hem müzik dersine önyargiyi yoketmek hem de flütleri görünce cocuklarin isteksiz gelme ihtimalini ortadan kaldirmak amaciyla flut zorunlulugunu kaldirdim.

* okula evden muzik kolonlari goturdum. ertesi hafta minik bir netbook alip bu hoparlorlere bagladim derste.

* ikinci ayimda bir adet casio piyano aldirmayi basardim okula.

* lise mufredati ilerlemis konulardan baslamis olsa da, gordum ki temel pek cok seyleri eksik. o yuzden bir yandan temel muzik bilgileri ve nota egitimine basladim.

* derslerin yarisini temeli kuvvetlendirmeye (sözel), diger yarisini ise müzik türlerini dinlemeye ayirdim.
klasik senfoni, caz, türk müziği, tasavvuf, rap, tek sesli koro, coksesli koro, a capella gruplar ve korolar, türkülerimiz, tango muzikleri, salsa, oratoryo, hint, azeri, rebetiko, mehter muzigi, film muzikleri (star warsla alakali dersim ayri bir entry konusudur : ) ve akla gelebilecek daha onlarca sey dinlettim.

* cocuklarla ilk tanismamizda, genelde onlarin "damar" diye adlandirdiklari muzikleri dinlediklerini ve genelde diger turleri cok cok bilmediklerini, bilseler de aliskanlik/aile/sosyal cevre vs. dolayisiyla pek dinlemediklerini gordum.

* pek cok sayida liseli daha once gitar veya baska enstruman kurslarina gitmisler ama yuzde 95'i birakmis sıkılmaktan veya ders yogunlugundan.

en guzeli,
* sinavlarini yazili yerine performans olarak yaptim. yazili olan konulardan sozlu olabileceklerini ama dileyen kisilerin "piyano esliginde" istiklal marsi, canakkale türküsü, uzun ince bir yoldayim turküsü veya istedikleri herhangi farkli bir parca soyleyerek o sinava girmeden yuksek notla gecebilecegini soyledim.

amac hayatlarinda ilk defa canli bir enstrumanla bir iki dakika da olsa arkadaslarinin onunde bir sey performe etmekti. once pek cok heyecanli ve utangac kisi bunu yapmaktan kacindi fakat sonrasinda bundan cok zevk aldilar.


---
@Tulga

* piyano ile parcalar caliyorum tamamdir. * muzik kulturu ne kadar yerlestirilebilir bilmiyorum ama dedigin ornekleri hep dinletiyorum. her gun. * sehir istanbul, konservatuvar mezunu oldugumdan gosterilere goturme konusunda (hatta bedava sokma) sikinti yok ama ailelerden izin alma ve meb den izin alma gibi sikintilar var. en guzeli disarda bulusup okul olarak degil, ozel olarak gitmek hepsiyle sanirim. ama bu da sorun yaratabilir mi bilmiyorum. * sinifa projeksiyon gelince izletirim diye dusunuyorum muzikalleri.

--
@tedirginlik hucresi

istiklal marsini ve bir kac marsi piyano eslikli yaptik. onun disinda onlara guncel pop parcalari ve bilindik klasik eserler calmaya calistim. lakin piyanist olarak mezun olmadigimdan dolayi bu anlamda ne kadar ilerleyebilir bu durum bilmiyorum. koro kurdugumda zaten konserler icin disardan piyanist arkadaslarimi getiririm o sorun olmaz. bir yandan her gun eslik calismaya calisiyorum. enstruman kursu acmak ise okulda cok zor, hem egitmen eksikligi hem de sinif coklugu sebebiyle. (28 sinif, ortamala 25-30 ogrenci)

--
@akalmor

onlarin zevkini ve isteklerini de kaale alip ona gore yonlendirmek istiyorum ama bazen cok tehlikeli yerlere goturebiliyorlar. "hocaaam, apaci muzigini de calin" : )

--
@klostrofobik

sanirim diger konulara gore daha zayif oldugum nokta sizin bahsettikleriniz. finale ile her sekilde nota yazimi vs. yapabiliyorum. lakin cubase vs. gibi programlari daha yeni yeni cozmeye basladim, hayatimda hic isin o yonune cok kaymadim. bu kismi da sanirim calismak ve az az kapatmaya calismak lazim. bu konuyu sizle ayrica gorussek mi bir ara acaba.

--
@freebird

mcferrin'in o videosunu izlemistim. zaten milliyet videolarda, bir muzik hocasinin da bunu yaptirtdigini gordum, o da basarili olmus sanirim. cok guzel uygulamalar bunlar evet. beethoven 7 dinletmedim ama beethoven 9 koral bolumu calip duygularini sormustum. bi de canli olrak ayisigi sonatini piyanoda calmis ve fikirlerini almistim. onlar da ayri bir entry konusu belki de. tesekkurler link icin tekrar

--
@resistance

okul hangisiydi sizin bilmiyorum ama bizde sartlar muhtsem degil. gerci piyanonun gelmesiyle birlikte standartlarin cok ustune ciktik diyebilirim ama bunun ustune gitarlar bateriler vs. olmasi zor gozukuyor, en aizndan simdilik. zaten okul aile birligini habire biseyler satin almak icin zorlamak zor. ancak sponsorlarla falan belki bir sey yapilabilir. zuhal muzik vs.. vs..

siz şansli kesimmişsiniz gercekten de.

--
@zanim

hemen yilbasi haftasinda yasadgimiz seyi anlatiyim.
turk beslerinden bahsediyordum. 10. yil marsinin bestecisi c.r.rey'i soyledim. bu bilgi ne isimize yarayacak dedi biri. beklenmedik yerlerde karsina cikabilir dedim, güldük karsilikli. ve ayni günün ertesinde sanirim show tv deki canli para yarismasinda final sorusu su oldu,
"10. yil marsinin bestecisi kimdir. c.r.rey mi yoksa a.saygun mu?"

25 milyar degerinde bir soruydu : )
sonra bunu konustuk derste ertesi hafta, komik bir tesadüftü.


bunlar bir yana, türk besleri konsunda sert cevaplar geldi zaten pek cok klasikci tarafindan. gercekten de bazi insanlar cok cahil. hayatlarinda hic saygunun cokseslendirdigi eserleri dinlemeyip ve büyülenmeyip, bu aciklamalari yapabiliyorlar. sasiyorum cahil cesaretlerine.

--
@cosmic
ilk dersin sonunda gitarla "gecelerim" adli doğan canku parcasi ile "gönül" adli fikret kizilok parcasini calmistim. bayilmislardi gercekten de. sonra da orjinallerini dinletmistim. su ara hatta doğan canku ile gorusmek ve okula davet etmek istiyorum, liseli yüzlerce hayrani oldu canku hocamin.

kendi muziginizi getirin diyince de mustafa ceceli - eksik'i getirdiler : )) ben de caldim piyanoda. hep beraber soylediler. sanirim bunun kaydini bile aldilar caktirmadan. harika olmustu.

--
@atrin

cope atmadik ama masaya koyduk. bir iki sey gosterdikten sonra bir daha kullanmadik. ama bakarsin ileride bir grup kurulunca, onu da kismi olarak bir kisiye kullandirtiriz, ses cesitliligi olmasi acisindan.



onerilerde bulunmaktan cekinmeyin ne olur.
0
🌸la traviata
(09.01.11)
zaten müzik aleti çalma (özellikle piyano) ve öğrencilerin istediklerine yönelmelerini sağlamaktan bahsetmişsin ve bu çok güzel. onun dışında önereceklerim:

1. müzik oyunları yapılabilir. şöyle oyunlar var mesela:
. ritim oyunu. öğrenciler belli bir ritme göre ellerindeki müzik aletlerini çalar. perküsyon aletleri daha iyi olur bu oyun için. böylece ritmi, zamanlamayı ve enstrüman çalmayı da öğrenirler.

. bakarak çalma oyunu. öğrencileri gruplara ayırabilirsin. her grup belli bir müzik parçası verilir. parçayı hazırlıksız okuyarak veya enstrümanı hazırlıksız çalarak icra etmeye çalışırlar. en iyi yapan kazanır.

. çal-dur oyunu. öğrenciler enstürmanlarıyla karşınıza dizilir. belli bir şarkıyı, gamı veya notayı çalarlar. dur dediğinizde dururlar. durmayan oyundan elenir. bu da orkestra şefine uymalarını geliştiren bir oyun.

. tahmin ve hayalgücü oyunu. bir müzik çalarsınız. ve öğrenciler bu müzikle ilgili üç kelime yazar, müzikte geçen üç enstrüman tahmin etmeye çalışır ve müzikle ilgili bir resim çizer.

. doğanın sesleri oyunu. sınıfta bir doğa olayının sesini taklit etmeye çalışırsınız. enstürman ile veya enstrümansız. mesela ormana yağan yağmur gibi.

. piyanoda doğru notayı bulma oyunu. öğrenci piyanonun başına geçer ve öğrenciye notalara basmasını söylersiniz. yanlış bastıkça doğrusunu söylersiniz. sonra tam tersi, öğrenci öğretmen olur, o size aynısını yaptırmaya çalışır.

. özlü sözü müziğe çevirme oyunu. müzikle ilgili özlü söz verilir ve hecelerine ayrılır. hecelerine tonlamalar ve notalar getirilerek (pentaton ölçekleme kullanılabilir), özlü söz müziğe çevrilir. bu ödev veya final sınavı da olabilir mesela :)

. müzik terimleri bulmacası. müzik terimleri veya notasyonları bulmaca şeklinde oluşturularak öğretilebilir. veya karmaşık harflerden oluşan bir karenin içinde dikey, yatay ve çapraz şekilde bulmaya çalışarak. bulmaca oluşturan hazır bir site vardı.

. müzimatematik oyunu. müzik ve matematik beraber gösterilir. rakamların toplamları, notaların toplamlarıyla karşılaştırmalı yapılır. kendi problemlerini oluşturmaları söylenir ve matematiğin müzikle içiçe olduğundan ve öneminden bahsedilebilir.

2. Sınıfa girerken "giriş müziği" oluşturabilirsiniz. kısa birşey olur. her girişte söylersiniz. eğlenceli olur.

3. Koro çalışmaları ve şan çalışmaları da yapılabilir. tabi bu müzik dersinin sınırlarını aşabilir biraz. herşeyi sığdıramayız.

4. Farklı türden müzikler çalınır (ki yapıyorsunuz bunu zaten) ve öğrencilerin ruh halleri ve kafasından geçenleri anlatmaları söylenebilir.

5. müzik aletlerinin teknik özellikleri ve yapılışları, tarihçeleri öğretilebilir. tabi teorik dersleri biraz daha görsel materyalllerle süslemek daha iyi. video izlettirilebilir mesela. veya müzikal filmler ve müzik klipleri gibi.

6. kendi müziklerini ve hatta müzik kliplerini yapmaları da ilham verilebilir. kısa da olabilir, uzun olmasına gerek yok tabi.


şimdilik bu kadar yazabildim. tabi ders zamanı kısıtlı olduğu için bu kadar önerinin hepsinin yapılması imkansız gibi. ama sen zaten şimdiden mükemmel bir öğretmensin. keşke müzik öğretmenim olsaydın. :)
0
ermanen
(09.01.11)
(3)

dünyada sinagog bulunmayan ülkeler,şehirler var mıdır?

michel foucault
e tabi ki suudi arabistan, körfezdeki emirlikler dışında. acaba vietnam'da, çin'de, kamboçya'da var mıdır? uzun zaman önce okumuştum, hindistan'da bile yahudi cemaati mevcutmuş. aslında sinagog derken kastettiğim yahudi cemaatiydi. elbette israil'in yurtdışı misyonlarının bulunduğu ülkelerde mevcutt
e tabi ki suudi arabistan, körfezdeki emirlikler dışında. acaba vietnam'da, çin'de, kamboçya'da var mıdır? uzun zaman önce okumuştum, hindistan'da bile yahudi cemaati mevcutmuş. aslında sinagog derken kastettiğim yahudi cemaatiydi. elbette israil'in yurtdışı misyonlarının bulunduğu ülkelerde mevcuttur ibadethaneler.
0
michel foucault
(09.01.11)
chelsea endonezya mı malezya mı işte o ülkelerden birinin takımı ile
gösteri maçı yapacaktı.
adamlar chelsea nin teknik direktörü musevi o gelmesin diyince maç iptal edildi.
o ülkelerde herhalde sinagog olmaz herhalde.
ahanda link buldum sana la
www.milliyet.com.tr
0
seyduna6687
(09.01.11)
" hindistan'da 'bile' " fikrine sahip olmadan önce hindistan konusunda -yahudilik özelinde diyil- bilgi sahibi oldunuz mu? pakistan'da da var, iran'da da var. cevap sayılmayabilir yazdıklarım, ancak buralarda olmadığı zannedilmesin diye ve bir katkı olacağını düşünerek yazdım.
0
tedirginlik hucresi
(09.01.11)
Küba'da cami ya da sinagog yok diye okudum az önce bir yerde.
0
pyro clustic flow
(09.01.11)
(4)

kedinin iştahını açmak?

McCoy
hasta ve halsiz kedinin iştahı nasıl açılır?kedi kusmasın , ilaç veremem.kendi kendine su içmiyor yemiyor. enjektörle sulandırılmış sütlü bebe bisküvisi veriyoruz.not: bir önceki mesajımdaki kedicik
hasta ve halsiz kedinin iştahı nasıl açılır?

kedi kusmasın , ilaç veremem.

kendi kendine su içmiyor yemiyor. enjektörle sulandırılmış sütlü bebe bisküvisi veriyoruz.

not: bir önceki mesajımdaki kedicik
0
McCoy
(08.01.11)
Dostum $u veterinerini de degistirdin mi? ilac aldikca kotuye giden hayvan olmaz. bizimki de hastalandiydi, iki hafta antibiyotik sonrasi hicbir sey yememeye basladi. kan tahlili sonucu bobrek yetmezligi cikmisti. sen zorla yedirmeye calisacagina nicin yemedigini cozmelisin bence. yine kizimizi soylersem, bobrek problemi cozulunce ham hum yemeye basladi. sizin veteriner tirt... bobrek degilse karaciger.. bi seyi var hayvanin ve veteriner iyi edemiyor :(
0
no avalon
(08.01.11)
yaş mama veya diyet ton balığı yemeyecek kedi tanımıyorum.
0
mea maxima culpa
(09.01.11)
valla o konuda insanlar gibi dusun, iyi tedavi edilmezse maalesef zaatureye cevirebiliyor. sen simdi bol sivi ver, icmese bile ver ama zorla yedirmeye calisma. @elxa'nin dedigi turden yas yavru kedi mamasini ufaktan koklat. kediler et oburdur bi de bebe biskuvisi yiyecegi turden bisi degil. en kotu ihtimal ton baligi.. sicak tut, insallah iyi olur
0
no avalon
(09.01.11)
bizim kediler haşlanmış tavuk ciğeri-yüreği karışımına ve yaş mamaya hayır demiyorlar, hasta oldukları veya bir sebepten kusma belirtisi gösterdikleri durumda. ama tabii ki sizin kediniz durumu farklı olabilir, sadece bir defa da olsa denemenizi önereyim dedim.
0
tedirginlik hucresi
(09.01.11)
(14)

Şehir İçi Hız Limitini Biliyor musunuz?

shell
Açık konuşayım ben bilmiyordum. Meğer 50 imiş. Ben 50km ile gittiğimde arkadaki adamlar sövüyor bana hem de çok yakıyor araba. Siz hiç 60'la 70'le 80'le ceza yediniz mi şehir içinde?
Açık konuşayım ben bilmiyordum. Meğer 50 imiş. Ben 50km ile gittiğimde arkadaki adamlar sövüyor bana hem de çok yakıyor araba. Siz hiç 60'la 70'le 80'le ceza yediniz mi şehir içinde?
0
shell
(08.01.11)
ben sanki 70 diye biliyordum. ceza yiyeceğinizi sanmıyorum. zira 50'yle giden bile pek görmedim:D
hız limiti belirlenmiş ve radarlı yollar için bir şey diyemem
0
dwyn
(08.01.11)
50
0
seyduna6687
(08.01.11)
otomobil için
yerleşim yeri içinde--->50
yerleşim yeri dışında--->90
otoyolda--->120 der...
eğer istanbulda temden bahsediyorsanız, tabiki 50 ile söverler. ama ara sokaklarda veya herhangi bir yurdum şehrinde 50 ile gitmeniz gerekir. ceza için +10 da tolerans tanınır.
0
purkinje
(08.01.11)
ışıklardaki ve geniş yollardaki radarlara ve kameralara yakalanmamak için pek tavsiye etmiyorum aşmanı
0
nereden baslasam
(08.01.11)
60 - 70 ile ceza yemezsin ama mesela kaza yaptın diyelim şehir içinde polise gidipte abi valla 60 la gidiyordum dersen suçlu sen olursun. Bir de şimdi EDS var bir pilot bölge olarak ta ataköy sahil yolu seçildi ilk zamanlar 50km/h idi baktılar olacak gibi değil 70km/h ye çıkarttılar.
0
skywalkeremre
(08.01.11)
ankara için 77 km.
0
estruda
(08.01.11)
izmirde 70le radara girmişliğimiz var, konaktan göztepeye giderken bir akşam vakti. oluyor yani böyle şeyler.
0
ley ley
(08.01.11)
biz ehliyet aldığımız zamanlarda (on yıldan fazla oldu), şehiriçi 70, şehirlerarası 90 idi; ancak google'a sordum, 2010 yılında şehiriçi 50'ye inmiş.
0
tedirginlik hucresi
(08.01.11)
@akalmor
E-5 denilen yol aslında D-100 karayoludur. kastedilen şehiri içi yol yerleşim yerlerinde ki yollarda geçerlidir.
0
skywalkeremre
(08.01.11)
70 sehir sinirlari icindeki cevre yolu da denebilecek bolunmus yollarin hiz siniri. bkz. eskisehir yolu, izmir eski cevre yolu. Normal sartlarda en solda olmadiginiz surece 50 ile gitmenizde sakinca yok, kufreden sollar gecer.
0
tom riddle
(08.01.11)
oha rezilsiniz.

daha şehiriçi yol- otoyol ayrımını yapamıyorsunuz. biri gelmiş 50 km sınır mı diye soruyor. cidden rezilsiniz.

arkadaşım şehiriçi yol en özet şekliyle zırt pırt yayaların önüne atlayabileceği yoldur. otoyol ise yayalardan arındırılmış yoldur. tabiki bu çok basit bir tanım oldu.


www.kocaeli.pol.tr

e-5 (d100 ) 'de 90 'ın üzerinde gittiğinizde ceza yersiniz, (gebze- çayırovadaki sabit radarı bilmeyen cahiller sağ şeritte 90la giden mercedes'le kesin dalga geçiyordur)

tem otoyolunda ise hız sınırı 120 km ama istanbul-izmit arasını çok sık giden biri olarak söylüyorum temde radara hiç rastlamadım ve 120 km ile temde gidemiyorsunuz, kamyonların 2 şerit kaplamasından dolayı.


bu kadar temel bilgileri bilmiyorsanız yazık ama.
0
darknum
(08.01.11)
@darknum

dedigin kismen dogru, ama bazi yollar bildigin 3 serit gidis donus olmasina ragmen 50 km sinira sahip (izmir sahil yolu, yani m. kemal bulvari). her kavsakta radar kontrolu yazisinin eslik ettigi 50 km tabelalarini adim gibi hatirlarim.

bir de bilinen bir sey, %10 tolerans ekleniyor. yani hiz siniri 90 olan yolda 99dan, 120 olan yolda 132'den hizli gitmek lazim ceza yemek icin.
0
tom riddle
(08.01.11)
@tom riddle

mithatpaşa sahil yolunda hız sınırı 50km değil 70km, hergün geçtiğim yoldur... haftaiçi radar varken 70 ile geçtim kimse de durdurup bişey demedi... demekki 50km değil hız sınırı... (sahil yolu için konuşuyorum)
0
mortar
(08.01.11)
Hatta ara sokaklar 30' dur. Kurslardan hatırlıyorum. Ankara için ise 70 oldu diye biliyorum.
0
eelmaa
(09.01.11)
(6)

"peltek e" sesi nasıl bir sestir?

gijilti
engin ardıç bugünkü yazısında bazı kızların böyle konuştuğunu yazmıştı. zengin veya tiki kızlarlardan falan bahsediyordu sanırım.
engin ardıç bugünkü yazısında bazı kızların böyle konuştuğunu yazmıştı. zengin veya tiki kızlarlardan falan bahsediyordu sanırım.
0
gijilti
(08.01.11)
Türkçe "t" sesi ile ingilizcedeki "th" arasındaki farkı düşün, e ile peltek e arasındaki fark da öyle birşey.
0
efx
(08.01.11)
sanırım anlatmak istediği şey "ben" yerine "bean" diye konuşan kızlar. ağzını yaya yay konuşmak varya işte o.
0
jamesjersey
(08.01.11)
açık e kapalı e gibi anladım ben.

endüstri ve eeeendüstri farkı düşün. ya da kedi ve kendi. ya da tencere ve pencere .. pencere derken ikinci e açıktır.
0
nereden baslasam
(08.01.11)
peltek e nasıl olabilir ki sessiz harfler içindir pelteklik ve dil ön üst dişe değer, sesli harfler ise herhangi bir yere çarpmadan doğrudan seslerdir. bence kavram hatası var.
0
hoot
(08.01.11)
bence de sesli harfte pelteklik sözkonusu olamaz. pencerede açık e olmaması lazım.
0
tedirginlik hucresi
(08.01.11)
Kekeleyerek konuşan,,tam türkçe telaffuz edemeyen veya/yada kelimeleri yutan (baştan yada sondan keserek konuşma) Mesela Baba diyeceğine baaaaab diyen gibi mesela...

Kolay gelsin.
0
Meka
(08.01.11)
(3)

mali müşavirlik stajı sorunu

radicaldeyyus
ben mayıs 2009 da başlattığım mali müşavirlik stajımı mayıs 2011 de tamamlayacaktım. ancak şöyle bi şey oldu ; eylül ayında yapılan gelir uzman yardımcılığı sınavını kazandım ve büyük ihtimalle şubat ya da mart 2011 gibi gelir uzman yardımcısı olarak göreve başlamış olacağım. şimdi çok kılı kılına d
ben mayıs 2009 da başlattığım mali müşavirlik stajımı mayıs 2011 de tamamlayacaktım. ancak şöyle bi şey oldu ; eylül ayında yapılan gelir uzman yardımcılığı sınavını kazandım ve büyük ihtimalle şubat ya da mart 2011 gibi gelir uzman yardımcısı olarak göreve başlamış olacağım. şimdi çok kılı kılına denk gelmiş durumda her ikisi de..

ben maliye'de göreve başladığım takdirde başka herhangi bir yerde çalışıyor olmamam gerek, bu yüzden ben göreve başlamadan stajımın sona ermiş olması gerekiyor.
bu sebepten tesmer'e gidip durumu bu şekilde izah ettim onlar da bana staj süresini 3 ay kısaltan kursa başvurmamı önerdiler ancak kurs hala açılmamış ve bu ay sonu itibariyle başlayacağı tahmin ediliyor hatta daha da geç başlayabilirmiş..

bu ay sonu başladığını varsayarsak ben en fazla 1 - 1,5 ay gidebileceğim bu kursa sonrasına devam edemeyeceğim, ve herşey boşa gitmiş olacak. ama kursa hiç yazılmasam da atanmamızın mayıs a kalmayacağı çok açık, stajımın yanması sözkonusu..

ne yapmam gerekiyor sizce, ben işin içinden çıkamadım 2 yıldır şu staj süresince verdiğim emeklere üzülmesem hiç düşünmeyeceğim ama çektiğimiz sefalete değsin diyorum smmm ruhsatımı alır koyarım bi kenara belki ilerde bi faydasını görürüm..

varsa bu konuyla ilgili bilgi sahibi olanlar tavsiyelerinizi bekliyorum arkadaşlar..
0
radicaldeyyus
(07.01.11)
kursun tamamına gitmeniz gerekmiyor. sanırım 170 küsur saat toplam kurs süresi, ancak yanılmıyorsam 110 saati tamamlamanız yeterli.

sanırım yüksek lisansla stajı kısalttınız, 2008'de staj süresi üç yıla çıkmıştı diye anımsıyorum. yeni yönetmelikte vergi incelemesine yetkili olanlar ve maliye bütçe/muhasebat kontrolörlerinin görevlerinde geçen sürelerinin stajdan sayılacağı belirtiliyor. ama bunlar durumunuza uymuyor sanırım. fakat aynı yönetmelikte şu da var:

"Temel Eğitim ve Staj Merkezinin kurs ve seminerlerinde geçen ve altı ayı aşmayan süreler, staj süresinden sayılır."

nedense seminerleri hesaba katmıyorlar, eski yönetmelikte de durum aynıydı; ben gittiğim seminerleri filan kullanamadım staj kısaltmada. staj ve yeterlilik dışındaki kursları da saymıyorlar. yazılı kuralın neden uygulamada kabul görmediği de anlaşılacak şey diyil. seminer işini de soruştursanız diyorum. bütün seminerlere gidilse olabilir gibi. ankara odasının eğitim takvimine de bir bakabilirsiniz. ismmmo'nun ocak ayı seminerlerine baktım, tümüne gidilse 110 saati tamamlıyor. ancak seminerleri uygulamada da kabul etmeleri için yapılabilecek bişiy olduğundan kuşkuluyum.
0
tedirginlik hucresi
(08.01.11)
sizi de kapsıyor mu bilmiyorum ama staj süresi üç yıla çıktı.

kapsamadığını varsayıp 4-5 ayınız kaldığını düşünerek, yüksek lisans yapmanızı önderebilirim. staj süresi iki yıl iken yüksek lisans mezunlarının stajının altı ayına sayılıyordu.

staj yönetmeliğini okuyun. ofiste değilim, kaynağım yok ama aklımda böyle kalmış.

ayrıca sktiredin yanarsa yansın. devlete kapağı atmışsınız daha mali müşavir olup ruhsatı kenara koyup naapıcaksınız? almak için de binlerce tl harç vereceğinizi, oda aidatı ödeyeceğinizi unutmayın. gelir uzmanı olup mali müşavir skersiniz boşverin ruhsatı falan, kasmayın.
0
kibritsuyu
(08.01.11)
@tedirginlik hucresi, kibritsuyu : yeni yasa çıkmadan sınavı kazandığım için staj sürem 2 yıl.

@tedirginlik hucresi : peki ben 110 saati dahi tamamlayamazsam ne olur? bana kurs bitirme sertifikasını vermezler mi?

@kibritsuyu : ayrıca yazınızınn son paragrafına harfi harfine katılıyorum belli ki siz de benim gibi meslekten çok çekmişsiniz. zaten dosya açtırdığıma açtıracağıma bin pişman oldum. sırf şu staj dalgası yüzünden kaç işyerinin kapısından döndüm. özel sektörde bi çok yer neden belge almak için ugrasıyosunuz ki dediler. biz zaten tam tasdik yaptırıyoruz, belgeli elemana ihtiyacımız yok denilip geri çevrildim hep. yani bi faydasını göremedim, daha çok engel oldu bana..ama yine de 2 senemi verdim karşılığını almadım diye hayıflanmayayım diyorum ilerde..
0
🌸radicaldeyyus
(08.01.11)
(4)

Özel Şirketlerde Özel Sağlık Sigortası

winston insani
MerhabalarÖzel şirket benim normal sigortamı yatırmıyor muydu ki şimdiye kadar?2 ay önce başladım işe. Bugün özel sağlık sigortası sağladılar bana yapı kredi bankasından.Hasta olduğumda özel hastaneden %80'ini şirket karşılayacakmış.E peki benim SSK sigortam ne olacak? O ben işe başladığım günden be
Merhabalar

Özel şirket benim normal sigortamı yatırmıyor muydu ki şimdiye kadar?
2 ay önce başladım işe. Bugün özel sağlık sigortası sağladılar bana yapı kredi bankasından.
Hasta olduğumda özel hastaneden %80'ini şirket karşılayacakmış.
E peki benim SSK sigortam ne olacak? O ben işe başladığım günden beri mi yatıyor, yoksa hiç mi yatmadı. Bunu nasıl kontrol edebilirim?
0
winston insani
(07.01.11)
neden idari işlere sormayı denemiyorsun.
0
satsuma
(07.01.11)
yatırıyorlardır muhtemelen. turkiye.gov.tr adresinden ssk kayıtlarına bakabilirsin.
0
maydogdu
(07.01.11)
calisanina ozel sigorta yaptiran bir sirket tabi ki de ssk primlerini oduyordur.
0
thefin
(07.01.11)
özel sağlık sigortası yapan ssk da yapmıştır. ssk sadece sağlık için diyil, emeklilik içindir de aynı zamanda. kaçak işçi çalıştıracak bir yer asla özel sigorta maliyetine katlanmaz ki...
0
tedirginlik hucresi
(08.01.11)
(9)

İş hayatı

joehigashi
sevgili yılların tecrübesi ekşisözlük üyesi özel sektör çalışanları. iş hayatında tecrübeli olan arkadaşların hiyerarşi ve işleyiş konusundaki görüşlerine ihtiyacım var. Nitekim yaklaşık 20 gündür özel sektörde çalışıyorum ve hayatımı güçleştiren bazı sıkıntılar var..Bundan öncesine kadar kendi işim
sevgili yılların tecrübesi ekşisözlük üyesi özel sektör çalışanları. iş hayatında tecrübeli olan arkadaşların hiyerarşi ve işleyiş konusundaki görüşlerine ihtiyacım var. Nitekim yaklaşık 20 gündür özel sektörde çalışıyorum ve hayatımı güçleştiren bazı sıkıntılar var..

Bundan öncesine kadar kendi işimizi yapıyorduk. Yapıyorduk diyorum çünkü aile işimizdi ancak burada yaşadığım ve şu an yazsam anlaşılmayacak, bir şeylerin mualakta kalacağı sıkıntılardan ötürü özel sektörde kariyer.net vasıtası ile iş aradım. 20-25 gün önce bir fabrika bana ulaştı ve kendi işimde edindiğim tecrübenin ışığında beni görüşmeye davet etti. Konuştuk, anlaştık.. Ertesi gün çalışacağım departmanın müdürü ile de konuştum anlaştım ve işe başladım. Dediğim gibi ilk özel sektör deneyimim olduğu için ilk birkaç gün yaşadığım uyum sürecinden sonra işe adapte oldum. Ancak bu seferde başka bir sıkıntı baş gösterdi çünkü çalıştığım firma iş görüşmesinde bana söylemediği ve "esnek çalışma saatleri kılıfına soktuğu" açılımı yapmıştı. evet her gün 20'ye kadar çalışıyorduk sabah 8 akşam 6 için anlaştığınız ücret bir anda sizi bir nevi enayi konumuna sokmuştu.. Şimdi diyeceksiniz ki anlayamadın mı bilader. Anlayamadım kardeş ihtisasım muhasebe olduğu için bunu muhasebenin rutin dönemleri dışında gelir vergisi, kurumlar vergisi, beyanname dönemleri gibi dönemlerde yapılan fazla mesailer olduğunu düşündüm, bilemedim.

Neyse özellikle departman müdürünün çok iyi bir insan olmasından ötürü bir şekilde iş idare ediliyordu hatta yaptığım işi seviyorum bile diyebilirim ama bu duyuruyu açmama sebebiyet veren şahıs yüzünden daha bir ay dolmadan kafamda soru işaretleri oluştu ve 20 günü doldurdum..

Öyle bir insan düşününki meslek yüksek okulu mezunu(kesinlikle küçümsemiyorum emeğinin hakkı ile bir yerlere gelene adam olana asla lafım olamaz) olduğu halde "finans" isimli bir birimin müdürlüğü armağan edilsin; öyle bir insan düşünün ki daha önce muhasebe departmanında çalışırken kavga sebebi ile işten ayrıldığı halde bir kaç ay sonra fabrika müdürleri tarafından defalarca aranarak geri çağrılsın ve müdürlük koltuğuna oturtulsun(sebebini bilmiyorum) hatta anlaşma yapıp çıkış saatini bile normal çıkış saatinden 2-3 saat öne alsın hatta utanmadan diğer personelin yanında bile bunu söylesin, öyle bir insan düşünün ki bu durum sebebi ile doğal olarak bir yerleri kalktığı için sürekli size laf soksun, hatalarınızı yüzünüze vursun, senelerdir (6-7 sene) mesleki tecrübeniz olduğu ancak doğal olarak fabrika işleyişini bilmediğiniz için size bir stajyer muamelesi yapsın, ukalalık etsin ve her halükarda iyi niyetten uzak tavırlar ile yaklaşsın, insanlar içersinde sizi küçük düşürmeye çalışsın, bir şey gösterirken bile ilk olarak hatanızı yüzünüze vurarak bunu yapsın, kötü niyetli olsun ve siz her sustuğunuzda buna karşılık olarak her geçen gün tavırlarının dozunu daha da arttırsın.. 15-20 günlük bir çalışan olarak bu durumdaki birinin bu kadar ağırlığı olan bu şahısa "bir dakika kardeşim ben stajyerin değilim senin önce tavrını takın düzgün konuş" diye bir cevap vermesi iş etiği açısından doğru karşılanabilir mi ? Sizce insanın ashabının her gün bu şekilde böyle bozulması mı yoksa bir yerlere yükselmek için sabır göstermesi mi önemli ? Ya da daha baştan sert kaya olduğunu belli etmek mi yoksa biraz daha beklemek mi daha doğru olur Başından bu tarz tecrübe geçirenler neleri tavsiye ederler ?
0
joehigashi
(05.01.11)
oncelikle (bkz: bütün götlerin müdür olması)

esnek calisma saatleri ne yazik ki tam olarak icinde bulundugun duruma uydurulmus bir kilif.

is hayatinda sustukca semer vuran cok olur, ne kadar tecrubesiz/yeni olsan bile boyle insanlara cevap vermeyi gec, siktiri cekmek bile etik olarak cok dogru bir harekettir. eger bu ise cok bagli degilsen, rahatlikla baska bir is bulabileceksen en iyisi direkt siktiri cekmek mudure. oyle bir durumun yoksa da, cevap ver mutlaka uygun bir dille; 'daha yeniyim ulan amin oglu, hele bir dur...' de mesela. sinirlendim aksam ustu aksam ustu, ne orospu cocuklari var is hayatinda amk ya.
0
nawres
(05.01.11)
(bkz: mobbing)
0
infamis
(05.01.11)
aynı tip bir adam yüzünden işimden çıktım gerçi 9 ay çalıştım yine devam ederdim de parası az çalışması çoktu. ilk haftada kavga ettim elemanla. sende öyle yap sert çık kolay lokma olmadığını anlasın. ama "kardeşim" falan olmasın saygı çerçevesinde tartışın. baktın düzelmiyor daha sertleş adamın üstüne şikayet et yine olmuyor fazla mesai için çalışma bakanlığına şikayet et.
0
mr fusion
(05.01.11)
dahada açayım o zaman bu şahıs genel müdürlerce defalarca çağırılıp işe davet edildiği hatta müdürler ile mesai saatleri konusunda pazarlık edip anlaştığı için bir nevi onların adamı ve kendini büroda coca cola'nın ceosu gibi görmekte.. düzgün bir kariyeri ve tahsili olmadan "müdürlük" vasfı verilmiş biri.. Yani daha üst ile konuşmamın hiçbir yararı olmayacaktır. bu şahıs için çingeneye yetki vermişler sözü cuk oturuyor.. bu sebepten benim restimi aşağadan alacağını sanmıyorum ve bu tartışmanın uzayacağını düşünüyorum. karakter, saygı çok önemli. tamam iş yaşamında malesef esamesi okunmuyor ama insan iş stresinin yanında birde içi boş insanların lafını yiyince sinirleri laçka oluyor.. yüzlerce kişinin çalıştığı bir yerde en üstten en alta herkesin birbirine duyduğu saygı son derece iyi ve zincir birtek o halkada kopuyur.. işimden "esnek" olmasına karşın memnunum eğer ayrılacaksamda sebebi bu şahıs olacak
0
🌸joehigashi
(05.01.11)
adamla konuşmaktan başka çare yok. azarladığı anda herkesin içinde siz kim oluyorsunuzda beni azarlıyorsunuz. ben üniversite mezunuyum 7 senelik tecrübem var yanlış yaparsam uyarırsın azarlamaya hakkın yok" gibi bir çıkış yapılabilir.
0
mr fusion
(05.01.11)
çingeneye yetki vermişler, verirler.
veren patron. yapacak birşey yok.
öyle dişini göster falan gazına gelme üç günde. kanadın yoksa ibnelik yapma derler bizim oralarda.

özel sektör bu malesef. her zaman orospu çocukları olacak. çalışmaya mecbursan gamsız ol.
0
domine deyus
(05.01.11)
oncelikle "esnek calisma saatleri" kavraminin ne kadar muglak oldugunu sanirsam aci bir sekilde ogrenmissin, gecmis olsun diyeyim buna yapabilecegin tek sey kanun cercevesinde hakkini aramak olur ki kapinin onune konmayi goz onune aldiysan basvuracagin bir yontem olsun.

diger zat-i muhterem icin soylenebilecek pek fazla bir sey yok. anlattigin kadariyla adam ust yonetimden destekli, bu desteginde hakkini fazlasiyla veriyor demek ki. ya lanet edip dis gostereceksin ki bu durumda kovulmayi goze alacaksin ya da dediklerini aynen kabul edip boynunu egeceksin ki bir zaman sonra baktiginda artik tepene binmis olacak.

kisinin yuksek okul mezunu oldugunu belirtmissin(kendimde sirasiyla teknisyen<tekniker<muhendis sureclerini yasamis dolayisiyla icinden gelen olarak yaziyorum) ki, eger egitim olarak ondan ust bir seviyeye sahipsen seni potansiyel rakip olarak gordugu icin bu sekilde davraniyorda olabilir.

sahsi kanaatim cok sertlesmeden ince sekilde karsilik vermen.
0
rising creeps
(05.01.11)
@rising creeps

evet eğitim olarak üst seviyedeyim hatta mesleki tecrübe açısından da üst düzeydeyim. tek sorunum önceden çalıştığım sektör ile şu an içinde bulunduğum sektörün çok farklı olması. işte bu yabancılıktan daha doğrusu uyum sürecinden dolayı hata yapıyorum ve yaptığım her hatada bu şahıs tarafından amirce tavırlar ile yüzüme vurulmaya çalışılıyor. ses çıkarmayınca da doz artıyor.. 15-20 gün geçtiği halde ilk bir hafta ahmet olan ismim ( örnek tabi isim ahmet değil ) günde 12 saat haftada 72 saat bir arada olmanıza karşın "arkadaş" sonraki bir hafta ise mehmet olarak telafuz edildi. düşünün verilen değeri..Ya ismimi söylemek bile zor geliyor ya da benim düşünemediğim farklı hesaplar yapılıyor..
0
🌸joehigashi
(05.01.11)
bu türlere verilecek en iyi cevap sakin olmaktır. muhtemelen sizi rahatsız etmeye, kaçırtmaya çalışıyor. finans müdürüne sizin yöneticiniz de bişiy demiyor mu? tavırları o da görüyor mu? bunu geçtim de, departman müdürünüz iş konusunda sizi yönlendirmiyor mu? hatalarınızı o adamdan önce görüp düzeltmenizi sağlayamaz mı? mümkünse böyle bir çözümü zorlayın.

bence işinize bakın, ancak azarlar tarzda konuşursa, iş tecrübenizin olduğunu ve işe alınmanızın bir tesadüf olmadığını, tek meselenin sektör farklılığı olduğunu ve bunu da çok geçmeden halledeceğinizden hiç kuşkunuz olmadığını, gayet saygılı ama net ve sert bir üslupla ifade edin. yanınızda şahit de olsun, sonradan gidip de hakkınızda atıp tutmasın, terbiyesizce konuştuğunuzu iddia etmesin. böyle adamlar koftur, sataşıp sataşıp amacına ulaşamaz veya zamanla işi kıvırdığınızı görünce otururlar malum organlarının üstüne.

pes etmeyin, bu tiplerle iş değiştirseniz de karşılaşmanız olası. dediğim gibi departman müdürünüzden (veya varsa onun iş konusunda güvendiği birinden) yaptıklarınız konusunda destek alın. işiniz teorik olarak da desteklenecek bir konudaysa her bilgi kırıntısının da peşinde koşun. mevzuatı izleyin (izliyorsunuz muhtemelen de aklıma gelenleri sırayla yazayım dedim), farklı ve tartışmalı konularda muktezalar bulup inceleyin, konuyla ilgili bilgi alabileceğiniz forumları düzenli olarak izleyin. emin olun çok geçmeden siz onun hatalarını bulursunuz.

kolay gelsin,
0
tedirginlik hucresi
(06.01.11)
(5)

-ci ekinin özel isimlerle kullanımı

darkredanger
merhaba ekşi duyuru ahalisi;sözlükte bir başlık düzeltmek üzere tam harekete geçmiştim ki aklıma bir soru takıldı.Şimdi bilindiği gibi Türkçe'de -cı, -ci, -cu, -cü yapım eki var. simit -> simitçi gibi.özel isme gelen yapım ekleri de kesme işareti ile ayrılmıyor bildiğim kadarı ile:örn. Ankara -> Ank
merhaba ekşi duyuru ahalisi;

sözlükte bir başlık düzeltmek üzere tam harekete geçmiştim ki aklıma bir soru takıldı.

Şimdi bilindiği gibi Türkçe'de -cı, -ci, -cu, -cü yapım eki var. simit -> simitçi gibi.

özel isme gelen yapım ekleri de kesme işareti ile ayrılmıyor bildiğim kadarı ile:
örn. Ankara -> Ankaralı

Bu durumda özel isme gelen -ci eki ayrılmalı mı ayrılmamalı mı?

Socrpions'cu mu olmalı Scorpionscu mu?
Metallica'cı mı olmalı Metallicacı mı?

Gerçi buradaki özel isimler de yabancı isim olunca iyice karışıyor, ayrılmalı gibi geliyor bana ama, söz sizde.
0
darkredanger
(05.01.11)
scorpions'cu
metallica'cı
0
xenophobe
(05.01.11)
özel isim olmasa bile yabancı kelimelere getirilen ekler kesme işareti ile ayrılıyor diye biliyorum. entry'ler gibi...
0
mahallenindelisi
(05.01.11)
emin olmamakla birlikte ayrılır gibi geliyor bana da fakat asıl belirtmek istediğim çok yaygın yapılan bir hata var. Türkçe kelimesine getirilen çekim ekleri kesme işaretiyle ayrılmıyor (Türkçenin, Türkçede gibi).
0
cinsi kisi
(05.01.11)
yapim eki niye ayrilsin ki, artik metallica ile alakali ama yeni bir kelime o
bakiniz Türkçülük
hem de iki tane yapim eki var ve ayrilmaz
ermanen gelmeden cevaplayayim dedim
0
rn
(05.01.11)
kesme işareti olmaz bence. yabancı da olsa özel isim, ayrı kuralı olması pek mantıklı gelmiyor. marksçılık da atatürkçülük gibi yazılıyor bildiğim kadarıyla.
0
tedirginlik hucresi
(06.01.11)
(22)

En sevdiğiniz öykü yazarları

microfiction
Merhaba, Hem Ekşi Duyuru'nun öykü okurluğu konusundaki eğilimlerini ölçeyim hem de biraz muhabbet olsun diye bu duyuruyu açtım. Türk - ecnebi en sevdiğiniz öykü yazarları kimlerdir?
Merhaba,

Hem Ekşi Duyuru'nun öykü okurluğu konusundaki eğilimlerini ölçeyim hem de biraz muhabbet olsun diye bu duyuruyu açtım. Türk - ecnebi en sevdiğiniz öykü yazarları kimlerdir?
0
microfiction
(29.12.10)
Daniel kehlmann fena degil.
0
guybrush threepwood
(29.12.10)
birisi cikip paul auster demeden onu da soyleyeyim.
0
guybrush threepwood
(29.12.10)
Borges ve vazgeçilmezim Edgar E. Poe.
0
buf-e kür
(29.12.10)
hector hugh munro ya da daha bilinen adıyla saki (:
0
Tulga
(29.12.10)
sui
(29.12.10)
ayfer tunç
0
emraah
(29.12.10)
ihsan oktay anar. 10 numara.
0
nawres
(29.12.10)
@nawres, ihsan oktay onar'ın hangi öykü kitabı?
0
🌸microfiction
(29.12.10)
vüsat o bener
gabriel garcia marquez
oğuz atay(korkuyu beklerken)
0
hana bi
(29.12.10)
açık ara aziz nesin.
0
resistance is futile
(29.12.10)
uğur özakıncı
0
kirmizi gul demet demet
(30.12.10)
cemil kavukçu
tahsin yücel
barış bıçakcı
rasim özdenören
mustafa kutlu
temel karataş
sezgin kaymaz
onur caymaz
aklıma gelmeyen onlarcası..
0
freddy guarin
(30.12.10)
ömer seyfettin :)
buket uzuner

emrah serbes?
0
cisterna
(30.12.10)
sait faik abasıyanık
memduh şevket esendal
sabahattin kudret aksal
vüs'at bener
oğuz atay
orhan duru
adalet ağaoğlu
bilge karasu
füruzan
tomris uyar
necati tosuner
cemil kavukçu
barış bıçakçı

gogol
kafka
maupassant
camus
truman capote
0
tedirginlik hucresi
(30.12.10)
Gavurlardan en çok Arthur Conan Doyle'u severim, Sherlock Holmes'e bayılırım. Poe'yu da severim ama bunlardan birini uçurumdan itmem gerekseydi hiç düşünmeden Poe'yu iterdim :) Sartre'ın "Duvar"ını okuduktan sonra öykü okumaktan soğudum epey bir süre :)

Ortaokul sıralarında Rıfat Ilgaz'ın öykülerine bayılırdım. Sonraki hiçbir öykü de onunkilerin yerini tutmadı. Aziz Nesin'in dilini severim.

İhsan Oktay Anar'ın öykü kitabı yok ama bildiğim bir öyküsü var: "Yavuz Sultan Selim Han Efendimizin Çaldıran Meydan Muharebesi". Adını hatırlamadığım bir dergide okumuştum. Servisle eve dönüyordum ve üstüste birkaç kez okumuştum. Keşke daha çok yazsa diye düşünmüştüm :)
0
sourlemonade
(30.12.10)
eskiden kimleri okurdum, hatırlayamıyorum. kafam çok karışık. ama cevap verme aşkıyla da yanıp tutuştuğum için, ilk aklıma gelen birkaç ismi sıralayayım, dedim.
öncelikle, hep ayrı bir yere koyduğum barış bıçakçı var. sanırım biraz geç keşfettim, ama yazdığı hiçbir şey içimde şüphe bırakmıyor, ki seviyorum. öyle tanıdık kaygılardan bahsediyor ki. ama çok saklı şeyler hem de.
mustafa kutlu var, ki uzun müddet uzak durmuştum. ama önyargıyı kırmak lazımmış, böylesi akıcı, eğlenceli, sohbetvari bir dil/anlatım görmüyordum uzundur. üstelik hani klasikler, insanın evrensel ruh tecrübesi der ya sürekli. mustafa kutlu'nun belli bir kesimi esas aldığını biliyorum ama, anlattıklarının sadece onlara mal edilemeyeceğini fark ediyorum. (ya tahammül ya sefer için söyledim özellikle.) yanlış mı düşünüyorum?
sevinç çokum'un öyküleri de güzeldir. başka bir dünyayı anlatır, hem de öyle güzel bir dille anlatır ki. bunu demek ne kadar hoş bilmiyorum, ama edebiyatta kadın duyarlılığı bir başka hissediliyor.
tomris uyar'ın öykülerini kim sevmez! öyle güzel ayrıntılar vardır ki, nasıl olur da bir insan bunu bilebilir, diye düşünürüm.
selim ileri'nin bir öyküsü vardır, unutamam (ama ismini unuturum :) orada fincanların üstündeki desenleri anlatması, çizdiği dünya. çok güzeldir. selim ileri'ye kendini kaptırmak, bu dünyaya alışamamayı getiriyor. dışarı çıkıp, insanları görünce 'e hani böyle değildi bunlar' diyorum. romanlar hayatı yapsa.
yekta kopan, murat gülsoy, ayfer tunç, pınar kür (ummadığım kadar güzeldir, ah önyargılarım)... daha fazla devam edemeyeceğim, sayamadığım/sayamayacağım isimleri düşündükçe kötü oluyorum. :)
böyle işte. keyifli soruydu, teşekkürler.
0
ansiklopedik sozluk
(30.12.10)
oguz atay- korkuyu beklerken
kafka- ceza somurgesi
0
rn
(30.12.10)
ihsan oktay anar'in yazdiklarinin oyku olmadigini bile bilmiyorum.

"seni doverim, hepinizi doverim ulen"deki limonata isteyen yasli amcayim ben.
0
nawres
(31.12.10)
metis in bastıgı 1002 geceler isimli fantastik öykü derlemesinde bir öyküsü var ihsan oktay'in. bir de ege üniversitesinin dergisi icin yazdigi yazilar var, aralarinda öykü de var sanırım.
0
jackofalltrades
(15.08.11)
bir de hayalet gemi tayfasi iyidir ki iclerinden bir kaci yazilmis zaten. tek başına hayalet gemi bile yeter öykü sevene.
0
jackofalltrades
(15.08.11)
sait faik. dedem olur kendisi.
0
buyrun
(15.08.11)
@microfiction ihsan oktay anar'ın efrasiyab'ın hikayeleri
0
buyrun
(15.08.11)
(9)

kedi sorusu

sebnamy
evin kapısının önünde bi kedi buldum malum yağmur yağıyor sığınmış.yarım kutu süt buldum dolaptan bi kaba koyup verdim buna.başlarda içti falan ama arada gelip bacaklarımın arasını giriyo kuyruğuyla garip bi sarma haraketi yapıyo sonra gidip yine süt içiyo.ekmek falan da doğradım içine ama beğenmedi
evin kapısının önünde bi kedi buldum malum yağmur yağıyor sığınmış.yarım kutu süt buldum dolaptan bi kaba koyup verdim buna.başlarda içti falan ama arada gelip bacaklarımın arasını giriyo kuyruğuyla garip bi sarma haraketi yapıyo sonra gidip yine süt içiyo.ekmek falan da doğradım içine ama beğenmedi mi acaba?başka ne verilebilir bi de o bacaklara dolanma hareketi nedir kedi dilinde?
0
sebnamy
(27.12.10)
sırnaşıyo :) eğer pisicik minikse su karıştırarak veriniz ki çatlamasın. ama büyükse siz ne yiyosanız onu yiyebilir makarna da yer, sulu ev yemeği de yer..
0
matilda
(27.12.10)
peynir, yumurta, yogurt, salam sosis vesaire... sut icince ishal olabiliyorlar bir de yavruysa eger. bacaklara dolanma hareketi seni sevdim sen de beni sev, kafamin kenarini boynumun altini filan kasi, hatta kucagina bile alabilirsin anlamina geliyor.
su da verebilirsin bir de.
0
tryit
(27.12.10)
küçükse süt verme pek, ishal yapabilir. yaptığı şey normal. senin kanına girecek büyük ihitmal.
0
anconia
(27.12.10)
"karnım aç, ama doymak kadar sevilmek de istiyorum." diyor sanırım. sürekli bakamayacaksanız bile arada su ve diğer arkadaşların söylediği şeylerden kapının önüne bırakabilirsiniz, gelip yer yavrucak. o gelmese de bir kısmetlisi çıkar yemek ve suyun.
0
tedirginlik hucresi
(27.12.10)
(git: 207222)
0
bagcivan
(27.12.10)
Yavru kedi olsa da olmasa da yari yariya sulandirmadan sut vermeyin derim ben. Ayrica sosis salam gibi cig et vermeniz de pek iyi olmaz. Sokak kedisi olduguna gore ic parazitle ilgili onlemler alinmamistir, cig et de ic parazite neden olabilir.

Bence bir 100 gram kadar tavuk haslayip verin, suyunu da suzmenize gerek yok, onu da yer yutar :)
0
svart
(27.12.10)
kedi karşı cinstense yavşıyo. evet kediler yapar bunu. puştlar.
0
xeuszt
(27.12.10)
eger eve almayi dusunuyorsaniz temelli, ilk olarak yapmaniz gerekenler kedi kumu ve bu kumu koyacak kap almak, uzerinde pire var mi diye kontrol edip, eger varsa pire damlasi alip ensesine damlatmak, bir de ic parazit hapi alip yutturursaniz (ki 3 lira civari bir sey, oyle cok bir maliyeti de yok) misler gibi ev kedisi olur.

Sakin yikamayin ama kediyi. Eger pisse ya da kokuyorsa bebek pudrasi serpip tuylerini guzelce tararsaniz, o kendini temizler zaten, mis gibi kokar :)
0
svart
(27.12.10)
Pire kontrolunu su sekilde yapabilirsiniz, tuylerini ayirin ozellikle gobegine yakin bir yerden, eger koyu renk tuyleri varsa beyaz beyaz kucucuk pire yumurtalari gorebilirsiniz, eger acik renk tuyleri varsa siyah renkli karabiber tanesi gibi pire artiklarini gorebilirsiniz.

Pire damlasini her petshopta ve ic parazit hapini ise buyuk petshoplarda bulabilirsiniz. Genellikle ikisi de paketler halindedir ama cogu petshop acik satiyor, boylece daha ucuza geliyor.

Pudrayla temizlenmeyecek kadar kirliyse hafif nemli bir bezle silin derim ben.

Ya da tum bu zahmetlere girmek istemezseniz kapinin onune alistirabilirsiniz. Belli bir yere su ve yemek koysaniz gunde 2 kez, zaten ayrilmaz kapinin onunden :)
0
svart
(27.12.10)
(4)

gömmek- gömmeği? gömmeyi?

ronartest
hangisi doğru?gömmeği istemek mi?gömmeyi istemek mi?
hangisi doğru?
gömmeği istemek mi?
gömmeyi istemek mi?
0
ronartest
(27.12.10)
gitmek > gitmeyi
görmek > görmeyi
gömmek > gömmeyi
niye farklı olsun ki?
0
kobuzchu kiz
(27.12.10)
-me -mek fiilden isim yapım ekleridir.

ikisi de kullanılabilir. ve ek ona göre gelir. eskiden -mek eki kullanılıyordu. şimdilerde hep -me eki kullanılıyor. ikisi de doğru ama gömmeyi yaygın.

kadın ağlamağa başladı. eski hikaye ve romanlarda bolca bulunur
0
efruz
(27.12.10)
gommegi de yanlis bir kullanim degildir sonuc olarak.
0
cro magnon
(27.12.10)
gömmek-i > gömmeği (fiile eklendiğinde)
gömme-i > gömmeyi (isme eklendiğinde)

ikisi de doğrudur. (ilki "gömmek" istemekle, ikincisi "gömme" istemekle ilgili.) yirmi-yirmibeş sene önce ilki daha çok kullanılıyordu, şimdi azalarak diğerine dönüştü.
0
tedirginlik hucresi
(27.12.10)
(1)

microsoft word'de landscape orientation

drink the stars
bayanlar baylar...sorum şu: word'de bi rapor yazıyorum. bir sayfasına excel'den bir dosya kopyaladım ve portrait olunca sığmıyor. landscape yapınca da bütün rapor landscape oluyor ki bu hiç istemediğim bir şey. öyle bi tüyo verin ki bana, sadece o sayfayı landscape yapabileyim.
bayanlar baylar...

sorum şu: word'de bi rapor yazıyorum. bir sayfasına excel'den bir dosya kopyaladım ve portrait olunca sığmıyor. landscape yapınca da bütün rapor landscape oluyor ki bu hiç istemediğim bir şey. öyle bi tüyo verin ki bana, sadece o sayfayı landscape yapabileyim.
0
drink the stars
(26.12.10)
landscape sayfadan önceki sayfanın sonunu ve landscape sayfanın sonunu bölüm sonu işaretlerseniz (böylece landscape öncesi, landscape ve sonrası şeklinde üç bölümünüz olur) farklı özellikler kullanabilmeniz mümkün olur sanırım. bölüm sonu konusunda help'e bakarsınız, anımsamıyorum çünkü.
0
tedirginlik hucresi
(27.12.10)
(2)

Fransız kardeşlerim!

kamilinsan
bu Braque amcamızın (ressam olan) adı nasıl telaffuz ediliyor acaba?
bu Braque amcamızın (ressam olan) adı nasıl telaffuz ediliyor acaba?
0
kamilinsan
(25.12.10)
bırak
0
13
(25.12.10)
brak
0
tedirginlik hucresi
(26.12.10)
(11)

ne yapmalı?

invicta
selam cicişler; bir öneriye ihtiyacımız var dostumun(erkek)eski sevgilisi(kız)arıza bir tipti 4 yıl çıktılar, her gün birbirlerini yediler, defalarca ayrıldılar barıştılar, erkek bitirmek istese de bir türlü kız yanaşmadı. sonra kız bir gün sadece bir mail atarak olayı bitirdi. arkadaş çok sevindi t
selam cicişler; bir öneriye ihtiyacımız var dostumun(erkek)eski sevgilisi(kız)arıza bir tipti 4 yıl çıktılar, her gün birbirlerini yediler, defalarca ayrıldılar barıştılar, erkek bitirmek istese de bir türlü kız yanaşmadı. sonra kız bir gün sadece bir mail atarak olayı bitirdi. arkadaş çok sevindi tabi bu duruma. üj bej gün sonra ise kızı başka biriyle görmüş, akabinde de nişanlanmışlar, arkadaş ısrarla kızın nişanlandığı çocuğu bulup kız hakkında konuşmak istiyor. kendini tanıtıp, çocuğu kıza karşı uyarmak, kızı çok iyi tanıdığını, yıllarca takıldıklarını, güvenilmez, olumsuz bir karaktere sahip olduğunu falan anlatmak istiyor. biz siktir et diyoruz, siz neler diyorsunuz?
0
invicta
(24.12.10)
ne gerek var?
0
blackworld
(24.12.10)
Siz haklısınız. Sizinkine arıza gelen ötekine öyle gelmemiş olabilir, iki arıza birbirini bulmuş olabilir, hiç karışmasın :)
0
sourlemonade
(24.12.10)
sakın bulaşmasın. bu tip durumlarda kızın nişanlısı, kendi manitasını değil, sizin arkadaşı sorgular daha çok. bunu kıza sorar, kız da iki ağlar, zırlar, mutlu olmamı istemiyor, arkamdan dümen çeviriyor hesabı. sizinki en suçlu olarak kalakalır öyle. yazdığım senaryoyu da anlatın arkadaşınıza. bir de şöyle düşünsün, sevmediği halde arkadaşınız yakasını kaç yıl kurtamamış, bu çocuktan mı bekliyor bunu 3 günde\ ayda.

farz-ı misal bu kızla ilişkisinin başlarında biri gelse ona, aynı şeyi söylese... sonrasında hatunun tepkilerini ve manipülasyonlarını kendisi de gözünde kolayca canlandırabilir.

yapcak bi şey yok, acı ama bazen bize sadece syretmek düşer. bunu kabullenmke lazım. hayır tanısa çocuğu vs, o bi,le bir nebze. o durumda bile karışmasın derdim.

ekleme notu: bir süre sonra burdaki cevapları arkadaşınıza da okutun bence.
0
pyro clustic flow
(24.12.10)
o ne kadar anlatırsa anlatsın adam seviyor ya, inanmaz. önce sütten dili yanmalı... bırak ne yapıyorsa yapsın bence.
0
kendinikertenkelebek
(24.12.10)
uzak dursun. dertsiz başına dert açar arada kalır.
0
neill
(24.12.10)
biz de bunları söylüyoruz, bizce de böylesi daha doğru, ama bizim saf, kızın ayrılığa üzülmeden hemen birini bulup nişanlanma kurnazlığını yediremiyor pek kendisine bence ve maskesini düşürmek, kendince ona bir ders vermek istiyor.
0
🌸invicta
(24.12.10)
evet, sizin dediğinizi yapsın.
0
tedirginlik hucresi
(24.12.10)
üç beş günde nişanlandıysa bu salak, senin arkadaş bu adamı uyarsa bile adam kızdan bulmadığını allahından bulur bence. ayrıca arkadaşın dayak istiyor. yani o tabii ki adamı uyarıp kızdan intikam alacağını düşünüyor ancak gerçekte eline geçen tek şey yediği dayak olacaktır. ha dersen dayak yiyince aklı başına gelir, bazen arkadaş da olsa dayağı yemesine müsaade etmek gerekir derim.
0
fortisvita
(24.12.10)
@fortisvita dayak olayını iyi akıl ettin, öyle dersek vazgeçer belki:)
0
🌸invicta
(24.12.10)
gençlerin mutluluğuna engel olmayın arkadaşlar.
0
anti silence
(24.12.10)
çok gereksiz bir davranış olur, insanların davranışları daha çok karşısındakine göre sekilleniyor. Kız arkadasınıza yaptıgı dengesizlikleri nişanlısına yapmayacak belki nerden biliyorsun, kocası onu çok mutlu edecek birisi olacak belki. ayrıca senin anlattıgın kadarıyla biliyoruz biz burda, mesela kızın arkadaslarına sorsak, onlar da sizin arkadasınıza dengesiz derler muhtemelen.

Ne kızın ne de nişanlısının günahını almayın bosuna, kız gerçekten dengesizse bunun cezasını ömür boyu çekecektir zaten. Mutsuz bir evlilik en büyük cezası olacaktır.
0
tcyx
(24.12.10)
(6)

psikologa gitmeli mi?

cagdassalur
17 yaşında adapazarında yaşayan bir liseli ergenim. hayatımdan son derece memnunum bazı pürüzler dışında. ama onları da yakında bitecekleri için görmezden geliyorum. lise sondayım. şimdi ailem nerden duyduysa davranış bilimleri enstitüsü diye bir yere gitmek istiyor benimle beraber tabi ama sorunlar
17 yaşında adapazarında yaşayan bir liseli ergenim. hayatımdan son derece memnunum bazı pürüzler dışında. ama onları da yakında bitecekleri için görmezden geliyorum. lise sondayım. şimdi ailem nerden duyduysa davranış bilimleri enstitüsü diye bir yere gitmek istiyor benimle beraber tabi ama sorunları görmezden gelmekte son derecede başarılıyım. dediğim gibi benim kimseyle bi sorunum yok ama ailem çok ısrar ediyor. evde sürekli bi gerginlik varmış çünkü. onları pek sevmediğimden olsa gerek diyalog kurmuyorum onlarla hiç. seneye gidicem zaten.

ya şimdi gidicem oraya liseli ergen triplerie girip kısa kısa uyuz cevaplar vericem daha çok gerginlik olucak. nası ikna ediyim ben ailemi şimdi? yada gitmeli miyim?
0
cagdassalur
(23.12.10)
çok ısrar ettilerse git. kırma anneni babanı. 1-2 saat sabret takıl işte orda ki gitmediğin için huzursuzluk olmasın evde idare et işte.
0
neill
(23.12.10)
e madem yakında ayrılacaksınız, kısa süreliğine kısıtlı olsa da diyalog kurun. onları rahatsız etmeyecek minimum derecede değişin geçici olarak. böylece vazgeçebilirler oraya götürmekten.

ileride ipleri koparacaksanız da kendi ayaklarınız üzerinde durmanızın şart olduğunu akıldan çıkarmayın.
0
tedirginlik hucresi
(23.12.10)
kanka git. sen farketmesen de baskıladığın bir sürü sorunun olabilir. gidiyorsun seni dinleyen biri var anlat babam anlat işte. kimseyle paylaşamadığın sırlarını paylaş falan. psikologlar iyidir ya.
0
ayiadam
(24.12.10)
kısa kısa uyuz uyuz cevaplar vereceğine mantıklı ve düzgün cevaplar ver.
böylece anne baba düşünmek zorunda kalır.
uyuzluk yaparsan direk umutsuz vaka durumuna gelirsin hatalı olursun,
anne baba elinden geleni yapmış olur.
en güzeli diyalog halinde olmaktır.
0
seyduna6687
(24.12.10)
Şimdi sevmiyorum diyorsunuz ama zamanla onlara dönüşeceksiniz :) Onların bir tür kopyası olacaksınız birçok konuda. Sorduklarına düzgün cevap verin, mutlu olacaklarsa o dedikleri yere de gidin. Gitmek istemiyorsanız bunu düzgün bir dille onlara söylemeniz lazım.
0
sourlemonade
(24.12.10)
abi git; psikologlar genede kafa adamlardır. sohbetleri hoş olur. tersleme, adam gibi çayını yudumla, sohbetini et.

ama yalnız git. kapının dışında "aman ne olacak bizim çocuğun hali doktor bey" diyen birileri olmasın.

bakarsın hoca bi laf eder, hayatın değişir. adamlar eğitimli abi sonuçta. olmadı anlatır rahatlar içini dökersin; nasılsa söylediklerinin hiçbiri o odadan çıkmayacak. hayatta kaç kere böyle garantisi olan sohbet var allaassen?
0
babilbaligi
(24.12.10)
(7)

Beyoğlu'nda sabahlamak...

yellow brick road
Cumartesi akşamı sadece bir konser için İstanbul'a gidiyoruz da... Sabah 7 treniyle geri döneceğimiz için konser sonrası bikaç saat oyalanmak gerekecek. Şimdi cumartesi gecesi hayat sokaklarda değil mi? Beyolunda oyalanacak biyerler bulamaz mıyız? 4-5 saat için hostel gibi bişeye girişmek istemedik.
Cumartesi akşamı sadece bir konser için İstanbul'a gidiyoruz da... Sabah 7 treniyle geri döneceğimiz için konser sonrası bikaç saat oyalanmak gerekecek. Şimdi cumartesi gecesi hayat sokaklarda değil mi? Beyolunda oyalanacak biyerler bulamaz mıyız? 4-5 saat için hostel gibi bişeye girişmek istemedik.

Bide 7 trenine yetişmek için karşıya sabahın köründe nasıl geçeriz? Dolmuş, otobüs, vapur? Ne çalışır o saatte?
0
yellow brick road
(08.12.10)
4-5 gibi sokaklarda olmayın derim. çorba vs içerek zaman öldürülebilir belki.
0
sttc
(08.12.10)
cumartesi günleri gece 4-5 gibi istiklal gayet kalabalık oluyor.

karaköy-haydarpaşa vapurları 6-6:30 gibi başlıyor. sanıyorum en geç 6:30'a binmelisiniz ki yetişebilesiniz.
0
deckard
(08.12.10)
haydarpaşa iskelesi kapalı. 6:30 kadıköy'e binerseniz trene yetişmeniz zor.

ek: haydarpaşa açılmış dün haydarpaşa'da indim.
0
cro magnon
(08.12.10)
sokaklarda sabaha kadar kalmayın, üşütürsünüz. bar, büfe, kade bişiyler bulunur her zaman, hatta sizin tren kalkana kadar açık barlar da var.

otobüs ya da dolmuş kullanmanız gerekecek.
0
tedirginlik hucresi
(08.12.10)
anadolu ya geçin konserden sonra orada eğlenin?
0
cnky
(08.12.10)
özellikle cumartesi saat 4 den sonra beyoğlunda bulunmanızı tavsiye etmem. yalnızca ipsiz sapsız kalır onların da sarhoş olanları kalır. kesinlikle tavsiye etmem.

bebek ya da arnavutköy tarafına inin, boğazda yürüyün oturun oralar tehlikesiz ve güzel hem istanbulun tadını çıkartın 4-5 saat zaten göz açıp kapayıncaya kadar geçer orda
0
ssyumusakg
(08.12.10)
ne iskelesi ne vapuru allaseversen. o saatte adamın zaten uykusu geliyor.abi yeter hadi binelimdolmusa gidelim diyorsun. tecrübelerime dayanara, saat 4 gibi işinizbitince kafeka var hemen mc donalds ın arasında. oraya gidinkahve falan için bir kaç tane. sonra kadıköy 110 numara yada bostancı dolmusuna binin(112 de olur) gidin. trene ya bostancıdan binersinz yada söğütlüçeşmeden.
haydarpaşa kapalı olduğu için uğrasırısın 110 ile.sen en iyisi 112 ye bin.

öptüm bye
0
raki masasinin degismez adami
(08.12.10)
(13)

İş yerinde uyuklama sorunu

skywalkeremre
11.5 saatlik normal mesai saatine sahip olan bir yerde yarın 5.günüm olacak ve geride kalan son 25 günümü bilgisayar başında uyuklamadan geçirmemi sağlayacak yöntemlere ihtiyacım var.en geç 12.30 da yatıyorum, minimum 4 bardak sütsüz nescafe içiyorum. ama olmuyor. bi noktadan sonra başım ağırlaşıyor
11.5 saatlik normal mesai saatine sahip olan bir yerde yarın 5.günüm olacak ve geride kalan son 25 günümü bilgisayar başında uyuklamadan geçirmemi sağlayacak yöntemlere ihtiyacım var.

en geç 12.30 da yatıyorum, minimum 4 bardak sütsüz nescafe içiyorum. ama olmuyor. bi noktadan sonra başım ağırlaşıyor ve zorlanıyorum.

Normal çalışma saatleri 8.30 - 18.45 ek mesaiye kalırsam 8.30 - 10.00 olacak.

Bir yol gösterin şu garibana.

EDIT: Normalden kastım bildiğimiz anlamda ki normal değil yahu, Ek mesaii içermeyen hali. Yani günlük minimum çalışma süresi.
0
skywalkeremre
(08.12.10)
arada kalkıp yürümek, sakız çiğnemek.
0
hollowlife
(08.12.10)
geçiniz,hiç bir işe yaramıyor.
0
🌸skywalkeremre
(08.12.10)
kesinlikle yoğurt ve türevi şeyler yeme
enerji içeceği iç
5-10 dk uyuklayabileceğin yer var mı bi araştır :)
0
svarte dauen
(08.12.10)
oda da mükemmel bir koltuk var ama uyuma şansım yok 5 dakikalığınıda olsa. Yanımda ki kadın 8.30 la bismillah diyerek başlıyor gidene kadar neredeyse ara vermiyor.
0
🌸skywalkeremre
(08.12.10)
öğle arasında yemekten sonra 15 dk kestirseniz süper olur. ya da mesai saatinde uyku bastırınca wc de tel alarmını ayarlayıp 15 dk kestirilebilir.
0
sttc
(08.12.10)
öğle arası yemek yeme süresi dahil 15 dakika zaten. ve zannetmiyorum beni 15 dakika tuvalette tutucaklarını hem klozettemi kestiricem? evimin klozeti değil ki sarılıp uyuyayım=D
0
🌸skywalkeremre
(08.12.10)
11.5 saatin neresi normal ben onu anlayamadım. ama çalışmadan durmayı öğrenmen gerekecek boş dur ve beynini dinlendir. düşünme bile uyku kadar olmasada baş ağrısını engelliyor bir nebze
0
ryu
(08.12.10)
11.5 saatin neresi normal?

soruya gelince, kahve. bol bol kahve.
0
bydlo
(08.12.10)
dostlar kapitalist düzen bu 11buçuk saat normal karşılanmalı
0
svarte dauen
(08.12.10)
Normal değil zaten, askere gidene kadar boş durmayayım dedim 3 - 5 bişi kazanalım işin mutfağında belamı buldum. ama girmişken bari 25 gün daha dayanıp maaşı alıp öyle çıkıyım diyorum. Baya baya bildiğiniz işkence yani bi de yanımda ki kadın ek mesaiiye kalırsa ben de kalmak zorundayım ve ek mesaii ücreti falanda yok(bknz: 14 saat çalışma.)

Zaten tek yaptığım pen toolla şekilleri kopyalamak,arada mail atmak,bok püsür scan etmek veya print etmek falan ama yok yani. Saat 4 ten sonra kafa mafa kalmıyor bende. 2 günde 8 adet termos bardakta kahve içtim ama bi noktadan sonra banamısın diyor. Kaytarabildiğim kadar kaytarıyorum,canım sıkılıyor tuvalete gidiyorum arada hava mava alıyorum ama yok yani.

Göze mandal takmadan bir önceki adıma ihtiyacım var sanırım.
0
🌸skywalkeremre
(08.12.10)
fazla mesai ücreti vermiyorlarsa arkana bakmadan çık, evinde uyu.
0
prdeay
(08.12.10)
normal çalışma süresinin neredeyse iki katı çalıştığınızın farkında mısınız? madem bir ay dayanacaksınız, çıkarken fazla mesai ücretinizi isteyin. vermezlerse de gereğini hukuken yapın. ama çok acayip bir ücretiniz yoksa bence bırakın. biliyorum istediğiniz cevap bu değil, ama insanın bir dayanma sınırı var ve çare bulmanın mümkün olmadığını düşünüyorum sorununuza.
0
tedirginlik hucresi
(08.12.10)
ben olsam başta c olmak üzere bolca vitamin takviyesi alırdım ve yüksek enerji sağlamalarına karşın glisemik endeksi yüksek gıdalardan uzak durmaya çalışırdım mesai saatlerinde.
0
stephen dedalus
(08.12.10)
(8)

evlenen kadının işten ayrılma hakkı var, peki ya bebek doguranın?

black wings gray eyes
Evlenen kadınların 1 sene içinde "kocam çalışmamı istemiyor" (?) diyerek kıdem tazminatlarını alıp işten ayrılabildiklerini biliyorum. Peki ya bebek sahibi olan kadınlar için böyle bir ayrıcalık var mı?
Evlenen kadınların 1 sene içinde "kocam çalışmamı istemiyor" (?) diyerek kıdem tazminatlarını alıp işten ayrılabildiklerini biliyorum. Peki ya bebek sahibi olan kadınlar için böyle bir ayrıcalık var mı?
0
black wings gray eyes
(06.12.10)
yok.
0
let the game begin
(06.12.10)
bildiğim kadarıyla evlenen kadının da bu şekilde bir hakkı yok ama yok yani.
0
cucu
(06.12.10)
bildiğim kadarıyla bu hak evlenen kadının değil,doğuran kadınındır.
0
ekinoge
(06.12.10)
evlenen dediğiniz gibi ayrılabiliyor. erkekler de askerlik sayesinde ayrılabiliyor o şekilde. doğumda böyle bir şey yok diye biliyorum. sadece doğum izni denen nane var.
0
hububrad
(06.12.10)
MADDE 74. - Kadın işçilerin doğumdan önce sekiz ve doğumdan sonra sekiz hafta olmak üzere toplam onaltı haftalık süre için çalıştırılmamaları esastır. Çoğul gebelik halinde doğumdan önce çalıştırılmayacak sekiz haftalık süreye iki hafta süre eklenir. Ancak, sağlık durumu uygun olduğu takdirde, doktorun onayı ile kadın işçi isterse doğumdan önceki üç haftaya kadar işyerinde çalışabilir. Bu durumda, kadın işçinin çalıştığı süreler doğum sonrası sürelere eklenir.

Yukarıda öngörülen süreler işçinin sağlık durumuna ve işin özelliğine göre doğumdan önce ve sonra gerekirse artırılabilir. Bu süreler hekim raporu ile belirtilir.

Hamilelik süresince kadın işçiye periyodik kontroller için ücretli izin verilir.

Hekim raporu ile gerekli görüldüğü takdirde, hamile kadın işçi sağlığına uygun daha hafif işlerde çalıştırılır. Bu halde işçinin ücretinde bir indirim yapılmaz.

İsteği halinde kadın işçiye, onaltı haftalık sürenin tamamlanmasından veya çoğul gebelik halinde onsekiz haftalık süreden sonra altı aya kadar ücretsiz izin verilir. Bu süre, yıllık ücretli izin hakkının hesabında dikkate alınmaz.

Kadın işçilere bir yaşından küçük çocuklarını emzirmeleri için günde toplam birbuçuk saat süt izni verilir. Bu sürenin hangi saatler arasında ve kaça bölünerek kullanılacağını işçi kendisi belirler. Bu süre günlük çalışma süresinden sayılır.
0
sijwocaq
(06.12.10)
nabıyonuz lan, iş kanunundan bi habersınız.
evlenen kadın 1 yıl içinde ister kocam calısmamı ıstemıyor der ister demez evliligim sebbeiyle istifamı veriyorum der. kıdemı tazmınatı tatili mesayisi neyi varsa icerde alır cıkar.

dogum izni var, sut izni var. işi bırakamıyor.
0
bryan fury
(06.12.10)
1- Kıdem Tazminatı:

a-) 1475 Sayılı İş Kanunu'nun, 14. maddesi, kıdem tazminatına hak kazanma koşullarını belirtmiştir. 14. madde hükmüne göre “...kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi... hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren iş sözleşmesinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için aynı oran üzerinden ödeme yapılır”. Yasal düzenleme çok net, kadın işçi çalıştığı süre ile orantılı kıdem tazminatını alacaktır.

b-) Kadın işçinin evlendiği tarihten itibaren 1 yıl içinde iş sözleşmesini feshetmesi ve kıdem tazminatını işverenden talep etmesi gerekir. Aksi halde bu haktan yararlanamaz.

c-) Kadın işçinin bu haktan yararlanabilmesi için iş sözleşmesinin devam ediyor olması şarttır.

d-) Evlilik nedeniyle iş sözleşmesini sona erdirme hakkı sadece kadın işçiye verilmiştir. İşveren ve/veya erkek işçi bu yasal gerekçe ile iş sözleşmesini sona erdiremez.
0
sijwocaq
(06.12.10)
kadın hiç de kocam izin vermiyor demez. kalktı o saçmalık çoktan. evin reisi olayı yok.

doğum izni var kadınlara, kıdem yok.
0
tedirginlik hucresi
(07.12.10)
(3)

Sigorta Numarası Öğrenme!

kamera motor
valla geceni,n verdiği sinir midir nedir dlirdim şuan. devletin sitesinden numara sorgulamaya giriyorum sayfa yanıt vermiyor. aradım aradım başka birş ey de bulamadım allah aşkına nasıl öğrenicem?
valla geceni,n verdiği sinir midir nedir dlirdim şuan. devletin sitesinden numara sorgulamaya giriyorum sayfa yanıt vermiyor. aradım aradım başka birş ey de bulamadım allah aşkına nasıl öğrenicem?
0
kamera motor
(06.12.10)
e-devlet sıkıntılıymış bu aralar. en iyisi yakındaki sgk merkezi'ne uğramak.
0
michel foucault
(06.12.10)
en yakın sgk'ya gidin acilse.
0
tedirginlik hucresi
(06.12.10)
sigorta numarasını ne yapacaksınız ki? artık tc kimlik numarası kullanılıyor onun yerine.
0
kibritsuyu
(06.12.10)
(9)

çok fazla mesai saatleri!

sanxis
2 aydır çalıştığım iş yerimde nerdeyse her gün mesaiye kalıyoruz. akşam 9dan önce çıktığımı hatırlamıyorum. cumartesi tam gün ve hatta pazar günü de çalışıyoruz. fazla mesai ücreti de almıyorum. bugün 11e kadar mesai yapınca artık sabrım taştı.normal mi bu durum yahu yoksa bi keriz biz miyiz?
2 aydır çalıştığım iş yerimde nerdeyse her gün mesaiye kalıyoruz. akşam 9dan önce çıktığımı hatırlamıyorum. cumartesi tam gün ve hatta pazar günü de çalışıyoruz. fazla mesai ücreti de almıyorum. bugün 11e kadar mesai yapınca artık sabrım taştı.
normal mi bu durum yahu yoksa bi keriz biz miyiz?
0
sanxis
(23.11.10)
-Kerizsiniz desem? IK'yla görüşmen gerek kanımca.
0
cnky
(23.11.10)
normal diyil. yılda 270 saati geçmemeli. sizin haftada yaptığınız mesai neredeyse ayda yapılacak sınırda sanırım.

ayrıca ödemek zorundalar. talep edin veya ihbar edin. ödemeleri de sınırı aşan sürelerde çalıştırmalarına dayanak olamaz.
0
tedirginlik hucresi
(23.11.10)
işe başvuru yapıldığında sorulması gereken soruların başında fazla mesai ücreti veriyor musunuz? normal bir durum değil müdürün/takım liderinle gidip konuş mesai ücretini istiyorum.

ek bilgi bazı kurum ve kuruluşlarda beyaz yakalılara mesai verilmez yine müdürler ve yöneticiler mesai ücreti almaz.
0
anarche
(23.11.10)
ne kadardır çalışıyorsun?bende de aynı sorun vardı "zamanında gelir,zamanında giderim arkadaş" dedim.e doğal olarak kötü örnek oluyorsun diğer koyunlara.tabi şirketin işine gelmedi verdiler tazminatımı gönderdiler.
0
han20
(23.11.10)
çalışma bölge müdürlüğü'ne şikayet edin
0
mr fusion
(23.11.10)
merak etme yakında işten çıkarırlar:D
0
outlawrider
(23.11.10)
ayıptır sorması pr net'te mi çalışıyorsunuz:D
0
outlawrider
(23.11.10)
iş arayacaksın hocam. bizim şirkette de var senin gibi arkadaşlar. akşam 9'dan önce gitmezler. ctesi full çalışırlar. gerekirse pazar da gelirler. mesai de almıyorlar. siz yöneticisiniz kolpalarıyla.

ben de 1 yıl ctesi gittim. 10da gidiyordum 1 gibi çıkıyordum. diğerleri biraz gıcık oluyordu bana. bir gün patrona ben artık ctesi gelmiycem dedim. patron sinir oldu bana. istemeye istemeye kabul etti. yoksa çıkacaktım. o sinyali de aldı zaten. akıllı adam. maaşından kesinti yaparım dedi. sen bilirsin dedim. 3 aydır %10 fazla alıyorum hatta. iş hayatı işte böyle risklerle dolu, böyle tuhaf bir şey:)

tabi işinde iyi olman önemli. geçen yıl firmaya 700 bin lira kar ettirdim. sen de kendi muhakemeni yap, şirketteki önemin nedir. beni kaybetmeyi göze alabilirler mi diye. bir de hep iş ara. nereye gidersem gideyim 6. aydan sonra iş bakmaya başlıyorum. hobim. çok şirket değiştirenleri sevmezler derler ama hikaye. onlar nasıl hep daha iyisini istiryorlarsa sen de çalışan olarak hep daha iyisini istemelisin. yok sabit kalayım, fazla iş değiştirmek iyi değil filan. bu kafadaki çalışanı çok severler işverenler.
0
atmosphere
(23.11.10)
giriş çıkış saatlerinizi belgeleyebiliyorsanız dava açıp fazla mesai ücretini alabilirsiniz. ters bi durum olursa aklınızda bulunsun...
0
merhum
(23.11.10)
(2)

Retina Dekolmanı Geçirmiş Kimseler Var mı ?

zgn
Sorum başlıkta. geçiren ya da geçiren birilerini tanıyan varsa bana ulaşabilir mi ?Tedavi sürecini ve başarıyı soracağım da.http://www.fulyaretina.com/retinadekolmani.asp
Sorum başlıkta. geçiren ya da geçiren birilerini tanıyan varsa bana ulaşabilir mi ?
Tedavi sürecini ve başarıyı soracağım da.

www.fulyaretina.com
0
zgn
(21.11.10)
mesaj kutusu bir türlü açılmadı.

bende ondan var, yüksek miyoptan dolayı. ameliyatla veya argon lazerle işlem yapılıyor, bana lazer yapıldı, sanırım üç veya dört defa. yapılan tedavi yırtıkları kapatmaz, olanların büyümesini önler; ancak aynı gözde veya diğerinde tekrar yırtıklar oluşabiliyor. ilk lazer operasyonunu dünya gözde yaptırmış, iki işlem sonucunda verim alamamıştım (yanlış yere atım yapılmış, alt kısımda ve çok geride olduğu için yırtık). daha sonrakileri beyoğlu göz eğitim araştırma'da (kuledibi) yaptırdım. teknik donanımları iyi, sanırım bir doçent yaptı operasyonları. çok can acıtmıyor...

son yaptırdığımdan beri yeniden sorun çıkmadı. bu bir tedavi değilse de, yaptırmamak tercih edilemez bence, zamanla retinanın her yanı yırtıklarla dolabilir ve bu işin sonu körlüktür diyorlar.

başka sorunuz buraya olursa yazın, şu anda mesajlarım çalışmıyor.
0
tedirginlik hucresi
(21.11.10)
rica ederim.

bendeki miyop zaten iki basamaklı rakamlara ulaşmıştı, ancak kendimin farkettiği bir görme kaybı olmamıştı, gözlük/lens takmadığımda zaten sadece bir karış ötesini görebiliyorum. fakat gözlük/lens olduğunda herhangi bir görme eksikliği hissetmiyor(d)um.

yazdığınız isimleri tanımıyorum maalesef. ancak istanbulda iseniz bahsettiğim hastaneyi deneyin derim; konforlu bulmayabilirsiniz, ama gayet konforlu olan dünya göz'den daha iyi donanım ve bilgi sahibiydiler. öte yandan, azıcık ses çıkarınca dünya göz'de de kötü muamele olduğuna şahidim (hem de üç ayrı meselede iki defa).

ayrıca yirmi yıldır devam ettiğim bir göz hekimim var, bu konuda çalışmasa da önerilerine güvenirim, onun da tavsiyelerini iletebilirim eğer ileride kararsız kalırsanız.


geçmiş olsun.
0
tedirginlik hucresi
(22.11.10)
(3)

camiler ve fallik semboller

:/
sümer'den yunan'a, bütün tapınaklarda bu olguyu az ya da çok gözlemleyebiliyoruz. peki bu durumun camilerde de devam etmesi gerekmiyor mu, minareler falan ne ola?aslında makale arıyorum, ödev olacak bir nevi. konu hakkında fikirleriniz de varsa duymak isterim ama.
sümer'den yunan'a, bütün tapınaklarda bu olguyu az ya da çok gözlemleyebiliyoruz.
peki bu durumun camilerde de devam etmesi gerekmiyor mu, minareler falan ne ola?
aslında makale arıyorum, ödev olacak bir nevi. konu hakkında fikirleriniz de varsa duymak isterim ama.
0
:/
(21.11.10)
bence daha cok gokyuzune ulasma durumu var. misir ve babil medeniyetleri mesela.
0
tom riddle
(21.11.10)
muazzez ilmiye çığ - kuran, incil ve tevrat'ın sümer'deki kökeni

bu kitapta istediğiniz konuya az da olsa değinilmiş.
0
elmalili hamdi yazar
(21.11.10)
minareler caminin ayrılmaz parçası, şartı değil. her müslüman coğrafyada olmadığı gibi, olduğu yerlerde de her dönem yoktu. belki böyle bakarsanız değerlendirmeniz daha farklı olur. diğer ibadethanelerle birebir karşılaştırılması çok verimli de olmayabilir...
0
tedirginlik hucresi
(21.11.10)
(7)

Fazla Mesai - Her yerde mi ? :(

rüstem
1,5 yıl kadar önce elektronik mühendisliğinden mezun oldum.o zamandan beri aynı şirkette çalışıyorum. başlarda iyiydi fakat son zamanlarda hafta içi akşam, hafta sonu akşam demeden hep mesaideyiz. bayramda bile çalıştık.efendim bu benim ilk işim olduğu için bu durumları pek bilmiyorum. hemen her şir
1,5 yıl kadar önce elektronik mühendisliğinden mezun oldum.

o zamandan beri aynı şirkette çalışıyorum. başlarda iyiydi fakat son zamanlarda hafta içi akşam, hafta sonu akşam demeden hep mesaideyiz. bayramda bile çalıştık.

efendim bu benim ilk işim olduğu için bu durumları pek bilmiyorum. hemen her şirkette bu kadar yoğun mudur? cumartesi gitmemek, h.içi 6 da çıkmak için izin ister olduk.
bayramda çalışana kadar dert etmemiştim ama bayramda da çalışıyor olmak bana baya koymuş anlaşılan.

normal mesaiye dönüşen fazla mesai saatleri hakkında sizin görüşleriniz nelerdir.
0
rüstem
(21.11.10)
Fazla mesai ücretini alıyorsanız sorun yok ama almıyorsanız bence ters giden birşeyler var.
0
cnky
(21.11.10)
fazla mesai ücretinizi alıyorsanız sorun yok, bir de ayda belli bir çalışma saatini geçemiyorsunuz.
0
kayranin kedisi
(21.11.10)
fazla mesai ücreti yok malesef :(
0
🌸rüstem
(21.11.10)
tecrübesizlik her zaman sömürülmeye müsaittir. gerçek anlamda profesyonel bir firmaysa çeşitli dönemlerde karşılıklı olarak maaş artışı yanı sıra çalışma şartları da konuşulur. sen de kendini buna göre hazırlamalısın.
0
atlantiscity
(21.11.10)
is kanununa gore haftalik maksimum calisma suresi 45 saat, gunluk maksimum calisma 11 saattir. bunun ustu angarya bilader :) ama yalniz ve guzel ulkemde "yeter ulan" diyene kadar calistirirlar :(
0
no avalon
(21.11.10)
günlük, aylık ve yıllık maksimum süreleri geçiyorlarsa, ödeme yapmış olmaları bile yetmez, ödeme yapsa bile belli sürelerden fazla çalıştırmaması gerekir. size borçları var ve bunu sahsen veya hukuki yolla istemek lazım.

akşam saatlerinde normal ücretiniz+%50 zam, haftasonu n.ü.+%100 zam, bayram tatili ise n.ü.+%200 zam ile ödeme yapmaları gerekir. ödeme yapmıyorlarsa tatil olarak versinler bari...
0
tedirginlik hucresi
(21.11.10)
donem donem mesaiye kalmalar her yerde olur. ne kadar suredir boyle?
maalesef isini vaktinde de bitirsen, digerleri calisirken sen cikinca, onlar iyi sen kotu oluyorsun.
0
bir varmis bir yokmus
(21.11.10)
(4)

Gecici Vergi Gecikme Faizi ve Oluşturacağı Sorunlar

seguna
Sirketin kurulusundan bu yana (yaklasık 3 yıl) hicbir gecici vergi odemesini geciktirmedik,ilk defa gecikme olma olasılığı var,yani şu anda ödeyecek paramız yok,1-2 haftaya kadar gelecek para ama eğer ödemediğimizde yani geciktirdiğimizde şartlar çok ağırsa buluruz biyerlerden.Sorum şu:1)Bu gecikmed
Sirketin kurulusundan bu yana (yaklasık 3 yıl) hicbir gecici vergi odemesini geciktirmedik,ilk defa gecikme olma olasılığı var,yani şu anda ödeyecek paramız yok,1-2 haftaya kadar gelecek para ama eğer ödemediğimizde yani geciktirdiğimizde şartlar çok ağırsa buluruz biyerlerden.

Sorum şu:

1)Bu gecikmede günlük ne kadar faiz işler.
2)En önemli soru ise bu gecikme ileride karşımıza çıkar mı?Ne bilim,ileride bi yerlerde siz zamanında ödememişsiniz diye sorun yaratırlar mı?Kredi başvurusu olur,devlet işleri olur,teşvikler olur,sorun olur mu işte?

Not: Daha önce kdv'yi geç yatırmıştık ama keyfi bir gecikmeydi,hiçbir şekilde kaydı tutulmaz ve çok az faiz işler dedikleri için tatilimizi bölmemiştik.

Bi yardım ederseniz çok büyük iyilik yapmış olursunuz.
0
seguna
(20.11.10)
buradan hesaplatın:

intvd.gib.gov.tr
0
tedirginlik hucresi
(20.11.10)
Birinci sorumun cevabını aldım,cok tesekkurler.

İkinci sorum icin yorum yapacak var mı ki?
0
🌸seguna
(20.11.10)
intvd.gib.gov.tr

1-2 haftalık geç ödemenin, ileride size sorun çıkaracağını sanmıyorum. Ödemenizi banka üzerinden değil de, bağlı bulunduğunuz vergi dairesinin veznesinden ödeyin. Tahakkuk eden geçici verginizi geç ödediğinizi, başka bir sistemden göremezler. Vergi borcunuz olup olmadığını gösterir belge istenir genelde. Bağlı olduğunuz vergi dairesi ise, bu belgeyi verirken, borcunuz olup olmadığına bakar. Geç ödemiştir diye bir ibare bulunmaz verilen belgede.

Bu kadar vergi affı çıkarılan bir ülkede, böyle mükelleflerin olduğunu öğrenmek, şaşırttı beni biraz.

Başlıkta yazım hatası olmuş. Beyanname verilip, verginiz tahakkuk etti. Bayram tatili nedeniyle, ödeme günü 22 Kasım Pazartesi Günü'ne sarkan geçici verginizi, biraz geç ödeyeceksiniz. Beyannamesi sözünü çıkartırsanız, daha iyi olur.
0
july14
(20.11.10)
Çok teşekkür ederim,içimi rahatlattınız,beyannameyi çıkardım başlıktan :) Tekrar teşekkürler
0
🌸seguna
(21.11.10)
(2)

Şu yazarları okuyan var mı?

microfiction
Selamlar ehl-i duyuru, Raymond Carver, Roberto Bolaño, Ali Teoman ve Cemil Kavukçu'yu okuyan var mı aranızda? Okudunuzsa hangi kitaplarını okudunuz? Okumadınızsa bile duydunuz mu? Ne düşünüyorsunuz kitapları hakkında?Bir de Umberto Eco'nun J.-C. Carriere ile birlikte söyleşilerinden oluşan bir kitab
Selamlar ehl-i duyuru, Raymond Carver, Roberto Bolaño, Ali Teoman ve Cemil Kavukçu'yu okuyan var mı aranızda? Okudunuzsa hangi kitaplarını okudunuz? Okumadınızsa bile duydunuz mu? Ne düşünüyorsunuz kitapları hakkında?

Bir de Umberto Eco'nun J.-C. Carriere ile birlikte söyleşilerinden oluşan bir kitabı var: "Kitaplardan Kurtulabileceğinizi Sanmayın" adını taşıyor. Duyan, okuyan kimse var mı? Fikirlerinizi alalım.
0
microfiction
(18.11.10)
millet, başka yok mu la?
0
🌸microfiction
(18.11.10)
Cemil Kavukçu - Temmuz Suçlu
Cemil Kavukçu - Mimoza'da Elli Gram

İyi düşünüyorum haklarında, öykü sevenler, edebiyat sevenler bunları sever sanırım.
0
tedirginlik hucresi
(19.11.10)
(5)

Haroşa örgü 'nün ingilizcesini bilen var mı?

Çay
Haroşa mı Haraşo mu ismini de tam bilmiyorum ya neyse
Haroşa mı Haraşo mu ismini de tam bilmiyorum ya neyse
0
Çay
(18.11.10)
sanırım stockinette stitch ama şuradan doğrusunu bulabilirsiniz:

en.wikipedia.org
0
demcan
(18.11.10)
haroşa knit/stitch
0
demlikposet
(18.11.10)
knit stitch
0
sekerpare
(18.11.10)
türkçesi de haraşodur, haroşa değildir. rusçada güzel, iyi anlamına gelir.
0
microfiction
(18.11.10)
Haraşodur, düzdür.
0
tedirginlik hucresi
(19.11.10)
(10)

diş taşı temizliği

orange coffee
merhaba!özel bir diş doktorunun muayenehanesinde diş taşı temizliği ne kadardır?teşkür muck.
merhaba!
özel bir diş doktorunun muayenehanesinde diş taşı temizliği ne kadardır?
teşkür muck.
0
orange coffee
(11.11.10)
150 diye aklımda kalmış ama yine de bana güvenmeyin.
0
hair freak
(11.11.10)
su an fiyati tam hatirlamiyorum ama cok felaket bisi o taslari temizlemek icin kanatmadigi dis eti kalmiyo..temizlik yaptirdigim gun tam bi iskenceydi..
0
risko
(11.11.10)
İlk sefer için biraz işkence ama sonraları öyle olmuyor. Ve çok rahatlatıyor dişleri.
0
hair freak
(11.11.10)
Geçen ay Mecidiyeköy'de bir klinikte yaptırdım, 50 TL verdim.

Mecidiye Diş Kliniği.Ortaklar caddesinin solundaki sokak say apartmanıydı galiba.

Ben orada Murat Bey'e yaptımıştım ama ondan başka iki doktor daha var galiba.
0
Evocati
(11.11.10)
50-60 tl bir şey . Ama iki gün titreşimden dolayı dişler sızlar bilgin olsun. Bir kere temizlettikten sonra devamlı temizletmek zorunda kalıyorsun bilgin olsun :)
0
janavarorion
(11.11.10)
ben 1 hafta once 150 tlye yaptirdim. ek referans olsun diye soyliyim ayni yerde dolgu da 75 tl idi.
0
purkinje
(11.11.10)
Şimdi aklıma geldi bazı sağlık ocaklarında diş hekimi de var, sosyal güvencenizle dolgu vs sanırım ücretsiz, diş taşı temizletme de vardır belki.
0
hair freak
(11.11.10)
Eğer sigortanız varsa; ağız ve diş sağlığı merkezine gidip bedavaya yaptırabilirsiniz.
0
blackmaidu
(11.11.10)
detartraj+dişe zarar vermeyen ilave bir işlem için osmanbey'de 100 tl isteniyor.

ayrıca kanatmak bu işin kuralıdır (hekiminize danışın). korkulacak bişiy yok. iyice fırçalanan bütün taşlı dişler zaten kanar.
0
tedirginlik hucresi
(12.11.10)
ben eskişehir'de 50 ye yaptırdım 2 farklı doktorda.
0
balik kraker
(12.11.10)
(3)

Ortadoğu gezilerinin ardından ABD vizesi

canimnicknameyazmakistemiyor
Şimdi yok yerden bir Lübnan, Suriye, Mısır yapalım diyoruz lakin korkuyoruz da, bu kadar İslamofobik ortamda bu seyahatler olası ABD vizelerimizi tehlikeye atar mı diye. Ne dersiniz, bir deneyimi olan var mı bu konularda?
Şimdi yok yerden bir Lübnan, Suriye, Mısır yapalım diyoruz lakin korkuyoruz da, bu kadar İslamofobik ortamda bu seyahatler olası ABD vizelerimizi tehlikeye atar mı diye.
Ne dersiniz, bir deneyimi olan var mı bu konularda?
0
canimnicknameyazmakistemiyor
(07.11.10)
iran'dan israil'e (veya israil'den iran'a) gitmek kadar sıkıntılı olmaması lazım. öyle bile olsa, bu tür hallerde vizeyi pasaporta değil ayrı bir belgeye alabilmeniz gerek. bir araştırın, olmuyorsa da bu gezileri müteakip yeni pasaport alın.
0
tedirginlik hucresi
(08.11.10)
ben pakistan donusu aldim, konsoloslukta pakistanda ne yaptigimi her detayina kadar sordular, daha sonra giris yaparkende baska bir polis cagirdi pasaport polisi bi postada ona anlattim. ama girdim sonunda
0
thefin
(08.11.10)
amcam geçen sene dediğin 3 ülkeye de gitti, hatta buralarda 3-4 ay kaldı. hemen sonrasında da amerika'ya gitti. bir şey olmuyor.
0
isyanim var ulaan
(08.11.10)
(5)

yeşil pasaport

inthechaos
18e girmeden alınmış bir yeşil pasaportum vardı. süresi yeni doldu, ben daha üniversitede okuyorum. acaba yeşil pasaportun süresi uzatılabilir mi? italya'ya gitmek için yeşil pasaporta vize gerekir mi?
18e girmeden alınmış bir yeşil pasaportum vardı. süresi yeni doldu, ben daha üniversitede okuyorum. acaba yeşil pasaportun süresi uzatılabilir mi? italya'ya gitmek için yeşil pasaporta vize gerekir mi?
0
inthechaos
(07.11.10)
uzatılır(çiplilerin ne zaman zorunlu olduğunu öğrenmek lazım tabi), gerekmez.
0
natnan
(07.11.10)
Pasaportlar yeniden değişiyor bu arada...
0
cnky
(08.11.10)
25 yaşını geçmediysen, evet uzatılabilir.
0
kayranin kedisi
(08.11.10)
www.egm.gov.tr

buraya göre italya yeşil pasaporta vize istemiyor. pasaport süersi elbette uzatılabilir, ancak yeşil pasaport hakkınıza ilişkin koşulları hala taşıyorsanız.

pasaportun çipli olması gerekmiyor, en azından beş yıl daha.
0
tedirginlik hucresi
(08.11.10)
-bekarsan ve ailenle yaşıyorsan yeşil pasaport hakkın devam ediyor ve uzatırsın
-italya (sanırım 30 güne kadar) vize istemez
0
cisterna
(08.11.10)
(6)

ümit kocasakal

yasakani
selamlar,hangi partiye yakındır bu adam?yani partiye yakın olmak derken, sandıkta kime oy vermiştir mesela en son genel seçimde sizce?teşekkürler...
selamlar,

hangi partiye yakındır bu adam?

yani partiye yakın olmak derken, sandıkta kime oy vermiştir mesela en son genel seçimde sizce?


teşekkürler...
0
yasakani
(07.11.10)
solcu bir aday kendisi. muhtemelen chp'ye vermiştir diye düşünüyorum.
0
winstoncash
(07.11.10)
sosyal demokrattır kendisi chp ye vermiş olması muhtemel
0
josephinebrunsvik
(07.11.10)
sosyal demokrat falan değil. kendisi açık açık marksist'im dedi, daha önce bir panelde. kime oy verdiği de onun bileceği iştir. yine de seçenekler arasında chp'e ya da bağımsız sol adaylardan birine oy vermiş olabilir.
0
pomolilik
(07.11.10)
chp dir diye düşünüyorum..çok da severim kendisini..bu arada marksist olabilir ama referandumda yetmez ama evetçilerin başında marksistlerin oluşu ve en çok ümit hocanın bunlara kızması düşündürür adamı..
0
sorumvarbenim
(07.11.10)
tartışma programlarında hep akp'ye yakın katılımcıların karşısına geçer.
0
madagaskar
(07.11.10)
partiyi bilmem, ama marksist olma ihtimali görmüyorum. marksist görünümlü kemalist olabilir. belki chp'ye vermiştir.
0
tedirginlik hucresi
(08.11.10)
(4)

estetik kaygı

xenderoth
ingilizce nasıl denir? bunun için özel bir terim var mı? esthetic(al)/artistic concerns gibi chicken translate olmayalim sonra
ingilizce nasıl denir? bunun için özel bir terim var mı?

esthetic(al)/artistic concerns gibi chicken translate olmayalim sonra
0
xenderoth
(07.11.10)
concern değil de issue daha doğru geldi bana aslında
0
Manert
(07.11.10)
konuşma dilinde esthetic yerine cosmetic kullandıklarını da duydum.
0
aklimiseveyim
(07.11.10)
bence de issue mümkün.

(sanatta cosmetic kullandıklarını hiç okumadım, belki şaka yapmışlardır.)
0
tedirginlik hucresi
(08.11.10)
doğrudur, yani yazdığım makalede (fizik makalesi) imla hatası ya da format ile ilgili hatalar olunca hoca cosmetic problemler olduğunu söylemişti, aklımda o kaldmış herhalde.
0
aklimiseveyim
(08.11.10)
(10)

yasal mı?

Rmdy
merhaba,çalıştığım şirket önce durup dururken herkesten mal beyanı istedi.şimdide 3 yıl süresince istifa etmeyeceğim diye beyanname istiyor.bunun hukuki bir dayanağı var mı?bu beyannameyi versem bile ileride istifa etmem, bu beyanname yüzünden problem olur mu?Edit: yaklaşık 3 senedir bu işyerinde ça
merhaba,
çalıştığım şirket önce durup dururken herkesten mal beyanı istedi.
şimdide 3 yıl süresince istifa etmeyeceğim diye beyanname istiyor.
bunun hukuki bir dayanağı var mı?
bu beyannameyi versem bile ileride istifa etmem, bu beyanname yüzünden problem olur mu?

Edit: yaklaşık 3 senedir bu işyerinde çalışıyorum. Orta düzey yöneticiyim.
işe başlarken imzaladığım sözleşmede şu süre içinde istifa etmeyeceğim diye bir madde yok.
Bu sene istedikleri mal beyanının altına "3 sene boyunca istifa etmeyeceğim" diye yazıp imzalamamızı istiyorlar.

Bizi işten tazminatsız çıkarmak için neden 3 yıl istifa etmeyeceğim diye beyanname istesinler, anlamadım?

Edit 2: Özel bir şirkette pazarlama ve satış müdürü olarak çalışıyorum. benim gibi idari personelin hepsinden mal beyanı istediler.Mal beyanını verdim. 3 yıl boyunca istifa etmeyeceğim diye beyanname vermedim.
Gelişmeleri aktarırım.
0
Rmdy
(29.10.10)
hocam ne iş yaptığını bilmiyorum ama bir şirket, çalışanından neye istinaden mal beyanı isteyebilir, bana tuhaf geldi.
yani bu bir patronaj enteresanlığı.
ama 3 yıl içinde istifa etmeyeceğim diye bir sözleşmeyi imzalarsan orada konuyla alakadar tazminatlar vb detayları dakabul etmiş oluyorsun. yani adam mal beyanını bu koşulların içine dahil etmek istiyor belli ki.
altını imzaladığın bu sözleşme de senin için bağlayıcı olacaktır.
eğer uzun yahut orta vadeli bir süredir aynı yerde çalışıyorsan bu sözleşmeyi imzalamaman muhtemelen senin işine son vermeleri anlamı taşıyabilir bu durumda da tazminat isteme hakkın doğar.
0
agy
(29.10.10)
o neymiş öyle yahu, mal beyanı felan. rüşvetin kol gezdiği bir sektörde misiniz?

iyi niyet çerçevesinde ileride istifanız sorun olmaz sanırsam, ama olsa bile iş kanununa göre böyle bir hakkınız var. ihbar süresini doldurup istediğiniz gibi gidersiniz. sorun olursa yasal haklarınızı mahkeme de ortaya koyarsınız..
0
vampir akrep
(29.10.10)
tabiiki istifa edersen tazminat alırlar o beyannameye göre ...taahhüt altına alıyorlar seni....yaptırımı mecbur değildir fakat adam işten çıkarmakla tehdit edebilir (tazminatını alırsan sorun olmaz gerçide)
0
cryptex
(29.10.10)
belirli bir süre için herhangi bir şirkette çalışacağınızı öngören bir sözleşme akdedebilirsiniz. fakat bu süre dolmadan yapacağınız istifanın da nasıl sonuçlanacağı hususu kanuna aykırı (iş kanunu vs) olarak düzenlenemez. ve siz nasıl bir sözleşme akdederseniz edin nasıl bir beyan verirseniz verin buna dayanarak kimse sizi çalışmaya zorlayamaz. en fazla istifanız halinde şu şu olacaktır diye bir taahhütte bulunduysanız iş kanunu çerçevesinde o neticeler doğar ama kimse sizi zorla getirip orda çalışmaya zorlayamaz.

3 yıl boyunca istifa etmemeniz yönündeki beyannemenin içerdiği diğer hususlar da önemli tabi.salt bu bilgiyle yorum yapılması sağlıklı olmaz. iş hukuku alanında uzman bir kişiye danışmanızda fayda var.
0
photo85
(29.10.10)
x yıl boyunca aynı sektörde bir firmayla çalışamazsınız diyebilirler ama istifa edemezsiniz demeyi ilk kez duyuyorum.
0
darknum
(29.10.10)
özel bir şirkette mal beyanı istenmesi çok tuhaf. devlet memuru değilsiniz ki...

iş kanunu, işveren veya işçi tarafından iş akdinin feshine ilişkin olarak ihbar süreleri koymuştur. üç yıldan fazla çalışmış biri, işi bırakmadan sekiz hafta önce ihbar eder ve akabinde o sekiz hafta çalışır. ihbar etmeden hemen ayrılmak isterseniz de sekiz haftalık ücretinizi işverene ödemek suretiyle yine istifa edebilirsiniz. iş kanunu bakımından istifanın koşulu ve koşula uymamanın yaptırımı bu şekilde. bundan başka yaptırımların geçerli olmaması gerek. isterseniz bir de hukuk sitelerinin forumlarına sorun.
0
tedirginlik hucresi
(29.10.10)
hacı şirket batıyor herhalde,
sizi tazminatsız işten atmak için ayak oyunları yapıyor olmasınlar.
böyle bir şeyi imzalamak zorunluluğun yok.
ama imzalarsan seni bağlar ve yeni sonuçlara gebe bir sözleşmen olur. mahkemede ileri sürebilirler. sende imzalamayarak buna itiraz edebilir mahkemede hakkını arayabilirsin ama işinden de olursun. imzalasan bile gabin denen bir olay var mahkemede kazanırsın ama çook uğraşırsın hafız.
0
seyduna6687
(30.10.10)
her yıl Yıllık %15 20 zam yapacağınızı belirten bir belge verin her dediğinizi imzalarım de :) bi şey olmaz iş kanunları bizler için napsalar tutturamazlar mdürü çaycı yapamazlar çaycıyı müdür yaparlar ama :) müşterisel çalışıosan
portföyünü sağlam tut hakkında şahit olabilecek adamlar olsunlar bak bakalım açtığın dava sonunda maaşının 75 katını nasıl alıosun :)
0
s@zan
(30.10.10)
mesela bizim firmada bir mimarı göndermişler ben gelmeden 3 ay önce kadın işe geri iade davası açtı müşterilerden buldu şahit iyi çalıştığına dair firma istemedi tazminat ödedi

aynı kadın mesailerim ödenmedi dedi dünyalar aldı

aynı kadın ben müdürüm dedi 500 tl maaşla mı çalışırım herkesin parası eksik yatirilio elden verilio dedi dünya tazmina aldı şimdi herkesin maaşı tam ödeniyor kadın 200bin civarı para almış soylentiye göre
0
s@zan
(30.10.10)
Gelismeleri burdan iletebilirseniz gercekten minnettar olurum.
0
lightblue
(30.10.10)
(8)

Edebiyat dergileri ile ilgili birkaç soru

microfiction
Merhaba, birkaç sorum var. Tamamını yanıtlamanıza gerek yok. Bu sorduklarımla sınırlı da değilsiniz, edebiyat dergilerine dair başka söyleyecek sözünüz varsa onu da okumak isterim.Edebiyat dergilerini takip ediyor musunuz, ediyorsanız hangilerini? Takip ettiğiniz dergilerin nelerini seviyorsunuz?Der
Merhaba, birkaç sorum var. Tamamını yanıtlamanıza gerek yok. Bu sorduklarımla sınırlı da değilsiniz, edebiyat dergilerine dair başka söyleyecek sözünüz varsa onu da okumak isterim.

Edebiyat dergilerini takip ediyor musunuz, ediyorsanız hangilerini? Takip ettiğiniz dergilerin nelerini seviyorsunuz?

Dergilerde dikkatinizi çeken yazarlar var mı?

Hiç bu dergilere yazı, öykü, şiir vb. gönderdiniz mi? Yayımlandı mı? Hangi dergiler?

Edebiyat dergilerinde şu şu olsaydı (içerik, biçim, yazar ne olursa) diyeceğiniz şeyler nelerdir?
0
microfiction
(29.10.10)
Eskiden Adam Sanat ve Adam Öykü'yü takip ederdim her ay. Onların tadını kendi sahaflık sayıları kadar olmasa da veren Varlık var ama eskisi gibi her ay takip ettiğim bir dergi yok. İnceliyorum, ilgimi çeken inceleme veya dosya varsa alıyorum. Yeni sayılarına para vermeyip fuardan ucuza eski sayılarını alarak arşivini yaptığım kitap-lık dergisi de var ve en çok onu seviyorum sanırım. Bana daha doyurucu geliyor. Bugünlerde bana en çok gazetelerin kitap ekleri kullanışlı geliyor. Edebiyat dergisi olmasalar da, sayelerinde o dünyanın içinde kalıyorum.

Lise zamanlarımda her Türk genci gibi ben de şiire merak salmış ama işin yazma yönüne değil, okuma yönüne kaptırmıştım. O dergilerden çok şey öğrendim. Çok şair tanıdım, takip ettim. Sonra neredeyse bir anda şiir merakım kayboldu. Çok sanatlı şiirler hariç hepsini sahte, özentili, içtenliksiz bulmaya başladım. Şimdi de bu durumdayım, sadece heykele benzeyen şiirleri seviyorum. Bazı Yahya Kemal ve Kavafis şiirleri gibi.

Dergilere yazı göndermedim ama amatör şair ve yazarları takip ederim. Benzetme yaparsam, 300 sayı dergi okuduysam, beni etkileyen amatör şair veya yazar sayısı üç veya dörttür. Onların da şimdi isimlerini hatırlamıyorum. Çoğunun hiçbir şey okumadan yazmaya başladığı bellidir.

Edebiyat dergisinde her şey olmalı mıdır, bilmiyorum. Ben incelemeleri severim, özellikle bir yazarın veya şairin diğerini incelemesini. Başkası hep öykü okumak ister, bir başkası hep şiir olsun der. Herhalde orta yolu bulan dergi en iyisidir. Boyut olarak kitap boyutunda (yaklaşık A5) olan bir dergiyi daha çekici bulurdum.
0
sourlemonade
(29.10.10)
Ben de Adam Sanat ve Adam Öykü'yü izliyordum. Notos, Edebiyat Eleştiri, Merdiven Şiir ve Pasaj'ı bir süre izledim. kitap-lık'ı izliyorum sadece. Aslında çok da beğenmiyorum. Ehven-i şer olarak görüyorum.

Dikkatimi çeken yazar pek nadir oluyor.

Göndermedim. Bir yakınım gönderiyor, zaman zaman "çok beğendiğini, yazılması gerekenin bu olduğunu, ama yayınlanmasının imkansız olduğunu" söyleyen yanıtlar alıyor, zaman zaman da yayınlıyorlar. Yayınlanmayanlar genellikle tür bakımından yeni sayılabilecek edebi metinler ve haklılığı onaylansa da bir kısmı "sakıncalı" görülen edebiyat incelemeleri/edebiyat kuramına dair yazılar. (Hatta o kısımları çıkarılırsa yayınlayabileceklerini söyleyenler var, ki buna biz sansür diyoruz.) Ne yazık ki kimileri de yazının damarına nüfuz edemiyor, reddettikten sonra bir şekilde paylaştıkları başkalarından metnin "tercüme"sini öğrenerek 'pardon' diyip durumu kurtarmaya çalışıyor.

İşin hakkını verecek yetkinliğe sahip ve cesur bir editörlük müessesesi eksik bence. Edebiyat cumhuriyetinin elitleri ve elitlerin onayladıkları dışına taşılabilse güzel olurdu. Ayrıca incelemeler ve dosyalar zayıf olmamalı, sadece edebi metin ve bunların yüzeysel analizini aşabilmeli. Dergiyi ayakta tutacak omurgayı bence bu sağlar. Tabii arada sağlam çeviriler (kuramsal) olursa tadından yenmez.
0
tedirginlik hucresi
(29.10.10)
ben bi öykü göndermiştim adımizi dergisine, yayınlanmıştı.
0
antihero
(30.10.10)
Eskiden Koridor, Varlık, Heves, Ötekisiz, Şizofrengi vs de dahil olmak üzere pek çok yayını takip ederdim.
Sonra bazıları yayın hayatına son verdi, bazıları sıkmaya başladı, bazıları kendini tekrara düştü... Derken ben artık sadece belli başlı isimleri takip etmeye, eğer onların eserleri herhangi bir yerde çıkarsa onları almaya başladım.

Şu anda o hevesim bile kalmadı diyebilirim.

Yöentimlerin iç çatışmaları, bazı kişilerin kollanması, nedenini anlamadığım bir şekilde dergilerin kalitelerine yakışmayan içeriklere yer vermeye başlamaları, eleştiriler ve analizlerin git gide yok olması ve yerlerine bir şey konulmaması, vs vs gibi sebeplerle artık hiçbir gergi bana tat vermiyor.

Ben üreten değil tüketen taraftayım, o yüzden bir dergiye gönderilecek eserim yok. Olanları takip etmeyi severdim.

Dikkatimi çeken yazarlar elbette vardı ama hepsini aklıma getiremem hemen ve birine haksızlık yapmak da istemem.
0
endless dream
(30.10.10)
eskiden leman gruba ait kaçak yayın dergisinin yazarlık seminerlerine katılıp sertifika almıştım. ama artık hiçbir dergiyi takip etmiyorum. sahaflarda dolanırken gözüme çarpan eski gazete-dergiler çok daha doyurucu geliyor.
0
menon
(30.10.10)
her ay mutlaka iki dergiyi takip etmeye çalışıyorum. bunlar da varlık, kitap-lık, notos içinde oluyor genelde. dergiyi seçerken neye dikkat ettiğimi söyleyeyim: dosya konusuna.
doyurucu ve benim için anlam ifade eden bir konu mu seçmişler, konu hakkında yazanlar kimlermiş buna bakıyorum. kitap-lık'ın eskiden güzel dosya konuları oluyordu, ama son senelerde biraz saldılar gibime geliyor.
varlık ve notos bu konuda daha iyi sanki. mesela notos'un son sayısında çağdaş türk şiirinin kanonu olup olmadığı meselesi ele alınıyordu,ki bence iyi bir seçim. ya da pek tercih etmediğim bir dergi, türk edebiyatı'nın son sayısında edebiyatımızda babalar ve oğullar dosyası vardı. yazarlar da iyiydi.
dosya ilk baktığım şey. ama böyle dergilerde anı ağırlıklı yazıların olmasını seviyorum. edebiyat dünyasına dair, belki içinde bulunulan zamanla ilgili bir şeyler.
ben de şiirden ziyade, öyküyü tercih ediyorum. işte öykü, derginin sürprizi gibi oluyor. ona göre seçmiyorum, ama okumasını seviyorum.
hiç yazı göndermedim. okumak yeterli çoğu zaman.
0
ansiklopedik sozluk
(30.10.10)
Bence, entel ayıklamak için falan değil. Bu bir kamuoyu yoklaması olabilir, yoksa neden üste taşınsın? Başlığı açan kişi istediyse üste taşınmasını, bu konuyu önemsiyor hem de çok, demektir. Ya bir dergi çıkartma hevesinde ya da halihazırda benzer bir işle meşgul.

Moderatörler üste taşıdıysa, sanırım ilgili moderatörün kafası baya' bi' güzel :)

@microfiction, dergi çıkartmayı düşünüyorsan, ihtiyacın olanlardan birkaçını aşağıya yazıyorum.
1. sağlam (geçmişi olan) ya da yetenekli (geleceği olan) bir ekip.
2. bu ekibin dağılmaması (bu çok çok çok önemlidir, ekipsiz dergi ol-maz!)
3. iyi bir pazarlamacı (yayınevlerinden reklam alma, satışları yüksek tutma ve gösterme vb. hayati işler için
4. reklam gelirleri sağlamlaşana kadar sermaye, sponsor vb. bi' şey yani.

Piyasada gerçekten (aslında az olsa da TR gibi bir ülke için) çok sayıda edebiyat dergisi var ki bunların büyük bir kısmı -üzgünüm ama- çöplüğe layık.
Bi de dergiler kendi içinde ayrılıyor, misal Virgül vardı (kapanması talihsizlik oldu), sadece kitapla ilgili yazı yayınlardı. Şimdi bir Ayraç var, o da öyle.
Bunun yanısıra, köklü dergilerin bile "hamili yakınımdır" türü ilişkileri yüzünden dandirik dundirik yazılar yayınlamasından gına geldi.
bi de bazı amatör dergiler vardı, hoş yazıalr çıkardı.

5. lan! gerçekten bi dergi çıkartcaksan ve biraz maddi altyapın varsa benlen de iletişime geç, TR'de hiç yapılmamış bi fikrim var. gerçi bugün tüyap'ta yeniyetme bi dergici-yazar'a söyledim ama, bendeki vizyon onda yok, anlamamıştır hem anlasa da yapmaz.
bi fikrim geldi de

ben bu kadar yazmışken sorualra da cevap vereyim madem:
1. edebiyat dergisi takip etmiyorum artık, arada sırada bazılarını alıp birkaç vapur-tramvay yolculuğunda (bazısı tek gidiş ya da bi gidiş-geliş'te bitiyorsa da) tüketiyorum.
2. ya muhteviyat, ya biçim çeker dikkatimi. ama bu nadiren olur.
3. hiçbir dergiye şiir göndermedim. ben de (yukarıdaki arkadaş gibi) lise yıllarımda şiirle uğraşmıştım ama bu uğraşımı -ciddi olarak olmasa da- devam ettirdim ve birkaç sene sonra birkaç büyük edebiyat dergisinde (ideolojik farklılıklarına rağmen) birkaç şiirimi görmezsem mutsuz olacağım.
4. edebiyat dergilerine, türüne göre yazar ve elbette nitelikli yazı lazım.
5. sizce ne dergisidir bilmem ama bence Birikim güzel bir dergidir.
0
KarlukYinyang
(31.10.10)
cogito'yu incelemeni tavsiye ederim...
0
zeynelali
(31.10.10)
(3)

işsizim; sgk'nın sağlık imkanından yararlanmak için primi cepten ödeyebilir miyim?

gijilti
emekli olmak için değil, sadece sağlık imkanlarından yararlanmak istiyorum.a. bu durumda ne kadar ödemeliyim?b. nereye başvurmalıyım?c. belli bir günü beklemem gerekir mi ilk ödeme için? ay başı vb?..d. yatırdım diyelim ilk ay primini, ne zaman sağlık hizmetinden yararlanmaya başlayabilirim? e. ilk
emekli olmak için değil, sadece sağlık imkanlarından yararlanmak istiyorum.
a. bu durumda ne kadar ödemeliyim?
b. nereye başvurmalıyım?
c. belli bir günü beklemem gerekir mi ilk ödeme için? ay başı vb?..
d. yatırdım diyelim ilk ay primini, ne zaman sağlık hizmetinden yararlanmaya başlayabilirim?
e. ilk aydan sonra belli sayıda aylık prim ödeme zorunluluğu var mı? 2. ayı ödemeyince derhal imkandan mahrum ediliyor muyuz, yoksa çalışırken işten ayrılmış gibi 100 gün kadar bir süre daha yararlanabiliyor muyuz?
0
gijilti
(17.09.10)
SORU:
Merhaba işsizim isteğe bağlı sigortamı ödesem sağlık hizmetinden yararlanabilirmiyim.

CEVAP:
EĞER AYDA 235 TL ÖDEYECEK EKONOMİK GÜCÜNÜZ VARSA KİMLİK FOTOKOPİNİZLE BİRLİKTE İKAMET ETTİĞİNİZ YERE EN YAKIN SGK MERKEZİNE GİDEREK İSTEĞE BAĞLI SİGORTANIZI BAŞLATABİLİRSİNİZ.
YAPACAĞINIZ BAŞVURU BİR SAAT İÇİNDE SONUÇLANIR VE ELİNİZE BAĞKUR EKSTRENİZİ VERİRLER.
İLK AYIN PRİMİNİ YATIRDIKTAN SONRA 30 GÜNLÜK ÖDENMİŞ SİGORTANIZ OLUR.
BÖYLECE KENDİNİZLE BİRLİKTE EŞ VE ÇOCUKLARINIZ SAĞLIK HİZMETİNDEN YARARLANIR.
0
tedirginlik hucresi
(17.09.10)
ben de seninle aynı durumdayım. genel sağlık sigortası diye birşey var. sadece sağlık primini yatırıyorsun. ama tam ayrıntısını bilmiyorum.
0
mavikurbaga
(17.09.10)
a- ödeyeceğiniz miktar ailenizin durumuna göre değişir. mesela baba emekli ve aynı zamanda çalışıyorsa ayda 50 lira, yok sadece emekli ise 25 lira civarında bir şey ödersiniz.
b- ilk başvuru yeri neresi bilmiyorum. sgk veya yeşil kart bürosu olması lazım. onlar size gerekli evrakları verip yönlendirecekler. tapu müdürlüğü, vergi dairesi, karakol, sgk, kaymakamlık, muhtarlık ve belediye gibi yerlere uğrayıp yeşil kart prosedüründen geçeceksiniz ancak alacağınız şey yeşil kart olmayacak. zaten bu işlemi önümüzdeki aya kadar yaptırmazsınız ceza olarak en yüksek miktardan prim ödemek zorunda kalıyorsunuz ve bu miktar 700 lira gibi bir şey oluyor sanırım.
c- yukarıdaki süreçten geçerken öğrenirsiniz. bunu ben de bilmiyorum.
d- zannettiğiniz gibi bir prim meselesi değil. sadece sağlık hizmetlerinden yararlanabilmek için sağlık primini yatırıyorsunuz. şu sıralar insanlar o devlet dairesi benim, bu devlet dairesi senin bunun için gezip duruyorlar.

İşin mantığını bugün öğrendim: siz aslında sağlık priminizi kendiniz yatırmaya başlamak için öncelikle yeşil kart başvurusu yapıyorsunuz. Ama yeşil kart başvurunuz reddediliyor, sonra o red cevabı ile birlikte sgk'ya giderek sağlık priminizi dediğim miktardan ödemeye başlıyorsunuz. yani istediğiniz şeyin olabilmesi için prosedür gereği önce yeşil kart başvurusu yapıp red yanıtı almak gerekiyor.
0
hiko seijuro
(17.09.10)
(7)

Avukat Arkadaşlardan Yardım Alabileceğim Bir Konu

winston insani
Merhabalar.Caretta Yazılım isimli şirket beni az önce nasil1firma.com isimli internet sitesinde yazdığım yorum için aradı ve benim için hukuki süreç başlatacaklarını söylediler.Benim yazdığım yorum şu şekilde:"Çalışan MantığıKendilerine bir iş başvurusu yaptım geçenlerde. bana 5 soru yolladılar. bu
Merhabalar.

Caretta Yazılım isimli şirket beni az önce nasil1firma.com isimli internet sitesinde yazdığım yorum için aradı ve benim için hukuki süreç başlatacaklarını söylediler.

Benim yazdığım yorum şu şekilde:

"Çalışan Mantığı
Kendilerine bir iş başvurusu yaptım geçenlerde. bana 5 soru yolladılar. bu sorulardan üçünü çözmemi istediler. çözdüm soruları yolladım. tekrar dönüş yaptılar ve benim şirketlerinde staj yapabileceğimi söylediler. ben iş başvurusu yapmışken bana staj önerdiler.

tahmin ettiğim gibi işlerini bedavaya yaptırmak için insan arıyorlar. bir nevi köle mantığı..

uzak durun !"

Acaba bu yorumdan bana dava açabilirler mi? Ben kendimi nasıl savunabilirim?

Lütfen bu konulardan tecrübeli arkadaşlar yardım etsinler. Maddiyat gerektiren bir davayı şu anda kaldırabilecek durumum yok.

Duyuru dışarıya kapalı.
0
winston insani
(16.09.10)
saçmalamışlar. burada şirketin ticari itibarını zedeleyecek bir şey göremiyorum ben, sadece çalışanlarına yönelik daha doğrusu iş başvurusunda bulunanlara yönelik bir tutumu eleştirmişsiniz. bu da sizin hakkınız. buradan bir şey çıkacağını sanmıyorum. kaldı ki hakim tazminata karar vermeyebilir de. sadece bunun hukuka aykırı yorum olduğunu tespit edip sildirebilir. tazminata da karar verecek olsa, sizin bütçenizi göz önüne alır. işsiz adama tutup da karşı tarafın istediği rakamın hepsini ödetmez.

hadi bu da çıktı diyelim yargıtay'a gidersiniz, buradan bir şey çıkmaz gibi geliyor bana. ama dediğim gibi hakimin yorumuna kalmış, yine de çok fazla endişe etmeyin. eleştiri hakkınızı kullanmışsınız, şirketler ticari topluluklardır, ticari itibarını zedeleyecek bir şey olmadığını iddia ederek savunun kendinizi. uzak durun dediğiniz kitleyi de iş başvurusu yapmayı düşünenlere hitap ettiğinizi ve kişisel fikriniz olduğunu, gerçek bir olayı yorum katarak yazdığınızı ve buna hakkınız olduğunu, insanları uyarmanızın engellenemeyeceğini iddia ederek götürün savunmayı. şirkete de söyleyin, davayı çekin ben de yorumu sileyim, siz de buradan bir şey kazanamayacağınızı biliyorsunuz, ben de yanlış yapmış olabilirim böyle sert eleştirmekle, diyin. yok falan derlerse sallayın gitsin, bir şey çıkmaz gibi gözüküyor bana.
0
pomolilik
(16.09.10)
pomolilik nasil1firma.com'da yorum silmek diye bişe yok galiba. bir yazdınız mı kalıyor. onlara da mail attım. silmeleri için yorumları bakalım.
0
🌸winston insani
(16.09.10)
bişey olmaz o söylediklerinizden, gözdağı vermişlerdir. dava açacak adam, arayıp olum sana dava açıyorum hihihi" demez. ben demedim hiç açtıklarıma. inat edip açarlarsa yardımcı oluruz. sildirin yazıyı korktuysanız, ama korkacak bişey yok, durabilir de.
0
iyilik yap pitbull
(16.09.10)
nasil1firma.com'a telefonla ulaşmayı deneyin ya da tekrar mail atıp bildirin durumu. hatta abartın, korkutmaya çalışın siz de onları. bana dava açacaklar eğer silmezsem, şimdi silmeye çalışıyorum ama siz silmiyorsunuz, eğer davayı kaybedersem ben de zararım için size dava açarım, bu yazışmalar da delil olarak kullanılır, diyip siz de zarf atın. hayatın gerçekleri bunlar, zarf ve mektup.

kolay gelsin.
0
pomolilik
(16.09.10)
dava açılır da yardım gerekirse ulaşın, arkadaşlar var fikir verecek. bana kalırsa dava açmazlar gerçi, açarlarsa da duyuruya yazarak haber verin yine.
0
tedirginlik hucresi
(16.09.10)
teşekkürler tedirginlik hucresi. açarlarsa haber veririm.
0
🌸winston insani
(16.09.10)
görüşünüzü belirterek yorum yapmışsınızi hakaret, tehdit vb. unsurlar yok, birşey olmaz kısacası ;)
0
foorkyng
(17.09.10)
(3)

ibraname imzalamak

sir gawain
yarın, yani 17 eylül'de işyerinden ayrılıyorum. az önce muhasebeyle konuştum. bana yarın şirketten alacağımın kalmadığına dair ibraname imzalatacaklar. yalnız sorun şu ki bizim şirkette maaşlar ayın başında bankaya yatıyor ve benim 17 günlük eylül maaşım var alacağım. "sen ibranameyi imzala, biz eki
yarın, yani 17 eylül'de işyerinden ayrılıyorum. az önce muhasebeyle konuştum. bana yarın şirketten alacağımın kalmadığına dair ibraname imzalatacaklar. yalnız sorun şu ki bizim şirkette maaşlar ayın başında bankaya yatıyor ve benim 17 günlük eylül maaşım var alacağım. "sen ibranameyi imzala, biz ekim'in başında sana olağan şekilde yatırıcaz eylül maaşını" diyorlar. ayın ortasında ödeme yapmaları imkansızmış. elden de ödeme yapamıyorlar zaten.

şimdi ben bu ibranameyi eylül maaşım yatana kadar imzalamazsam nolur? (illa da çıkışımın yapılması gerekiyormuş) ya da imzalasam, ama bana ekim'in başında maaşımı yatıracaklarına dair resmi bir teminat verseler? böyle bir şey mümkün mü? siz olsanız napardınız?
0
sir gawain
(16.09.10)
"şirketiniz nezdinde bulunan 01.09.2010 - 17.09.2010 tarihleri arası mesai ücreti alacaklarımdan xxxxx tl’yi asağıda belirteceğim hesabıma gönderilmesini taleple, işbu ödeme sonucunda şirketinizden'den her hangi bir hak ve alacağım kalmadığını, şirketinizi tüm hak ve alacaklarımdan ibra ettiğimi kabul ve beyan ederim."

gibi bir ibraname düzenleyebilirsiniz.
0
altinci nesil caylak
(16.09.10)
1. yukarıdaki arkadaşın dediğini ibranamenin altına elle ekleyip imzalayabilirsiniz. ya da yazdırabilirsiniz o şekilde.
2. maaş yatana kadar imzalamayabilirsiniz. ibraname ile çıkışın zerre alakası yoktur. onlar yapsınlar çıkışınızı. ibraname olmadan da çıkış yapılır. ibraname sadece ileride dava mava açmayın diye dosyalarında durur. 15 gün sonra da taksalar olur dosyaya. maaş aldıktan sonra gelip imzalarım dersiniz.

madem karşılıklı güven sözkonusu, madem sizin ileride hak iddia etmenize karşın ibraname alıyorlar, sizin de maaşınızı tamamen almadan imzalamamaya ya da o koşulla imzalamaya hakkınız var.
0
kibritsuyu
(16.09.10)
imzalarsanız maaşınızı alamazsınız. ikna etmek için uğraşmaya devam ederslerse iyiniyetlerinden şüphe etmeniz gerekir.

ayrıca işten çıkış günü itibariyle ödeme yapmaları gerekir, çalışırken ne zaman ücret aldığınızın önemi yok.
0
tedirginlik hucresi
(16.09.10)
(3)

Kurban Bayramı ve Tur Şirketi

jesterdvine
Bayram tatilinde şöyle Balkan'ından veya Prag - Viyana falan bir tura çıkayım istedim ama ets ve bam gibi bilinen tur şirketleri için sözlüğe bakınca gördüm ki tam anlamıyla itin rektumundan duhul ettirilmişler.Sizin bildiğiniz ve memnun kaldığınız başka bir şirket var mı?
Bayram tatilinde şöyle Balkan'ından veya Prag - Viyana falan bir tura çıkayım istedim ama ets ve bam gibi bilinen tur şirketleri için sözlüğe bakınca gördüm ki tam anlamıyla itin rektumundan duhul ettirilmişler.

Sizin bildiğiniz ve memnun kaldığınız başka bir şirket var mı?
0
jesterdvine
(13.09.10)
café tur iyidir.
0
vercingetorix
(13.09.10)
bir de pronto tura bakabilirsiniz.
0
natura horror vacui
(14.09.10)
firmayı tanımıyorum ama araştırırken gördüm, fiyat uygun, hatta bunun dört geceliği 200 lira kadar eksik, 200 farkla yedi güne çıkıyor:

www.firotur.com
0
tedirginlik hucresi
(02.10.13)
(8)

kedi beslemek istiyorum vol2

cagdassalur
(git: 149286) şurdan ön cevabımı aldıktan sonra asıl sorularıma geçeyim. hiç kedi beşlemedim şu ana kadar, ne yer ne içer bu hayvanlar? ders çalışma bahanesi ile yaptırılıp terk edilmiş pimapen balkon var, bu alanı komple kediye ayırmayı düşünüyorum. hem evin içinde de pislik olmaz. ne zaman tüy kus
(git: 149286) şurdan ön cevabımı aldıktan sonra asıl sorularıma geçeyim. hiç kedi beşlemedim şu ana kadar, ne yer ne içer bu hayvanlar? ders çalışma bahanesi ile yaptırılıp terk edilmiş pimapen balkon var, bu alanı komple kediye ayırmayı düşünüyorum. hem evin içinde de pislik olmaz. ne zaman tüy kusarlar? sokak kedisi beslemeyi düşünüyorum, hem onların bir yuvası olur hem de benim bir kedim olmuş olur. zamanımın çoğunu okulda geçiriyorum problem olur mu?

bunun gibi default sorular işte, şimdiden teşekkürler.
0
cagdassalur
(02.06.10)
o balkonu sadece kedinin tuvaleti için ayıracaksanız sorun yok ama kediyi genelde orada tutmak gibi bir düşünceniz varsa şimdiden vazgeçin. sokaktan bir kedi bulmak da güzel bir düşünce ancak yetişkin sokak kedilerini evde tutmak hem sizin için hem kedi için çok zor, yavru bir kedi bulabilirseniz ne ala. benim tavsiyem terk edilmiş ev kedilerini sahiplenmeniz. bu tarz siteler oldukça yaygın, mesela bi kedigen vardı hatırladığım, minikpati vesaire..
0
robin crusoe
(02.06.10)
bu sıralar bolca yavru olabilir, sokaktan alsanız da yavru kedi bulabilirsiniz. yavru kediye sulandırılmış süt verebilirsiniz, kuru mama da vardır onlara uygun. ileride tavuk ciğeri haşlanıp verilebilir. alıştırırsanız sizin yediklerinizi de yiyebilir.

yemeğini ve suyunu kontrol edersiniz, evde günlerce yalnız kalmadıkları sürece sorun olmaz. 2-3 günü geçecekse kontrol edecek birini bulur veya siz yokken bakacak birilerine verebilirsiniz.

bol bol oynarsınız yavru olursa, oraya çıkmasın-buraya atlamasın-şurayı tırmalamasın demememniz lazım. serbestlik tanımayacaksanız bu işi bir kez daha düşünün. yavruları olursa ne yapacağınıza, kısırlaştırıp kısırlaştırmayacağınıza karar verin. bizdekilerin biri doğum yapmadan, diğeri bir kez doğurduktan sonra kısırlaştırıldı mesela.

kesinlikle sürekli balkonda tutmayın, onlara ev bile dar gelir, gün boyu bir o odada, bir bu odada takılabilirler.

aldıktan sonra da soracaklarınız olursa duyuruya yazın, hızlı ve tecrübeye dayalı cevaplar alırsınız her zaman. geç vakit yazdığınız için bu kadar olmuş şimdilik.
0
tedirginlik hucresi
(02.06.10)
aman diyim kediyi o balkona hapsetme. sonradan ne sen uzul ne de o uzulsun.

boyle bi niyetin varsa, hic bulasma bu ise. onlar zaten sokakta yasayabildigi kadar yasiyor. hapis hayati yasatma kediye.
0
compadrito
(02.06.10)
bi de balkona koyarsan kedinin kumunu, kuma pislediği zaman odada duramazsın söyleyeyim(bazen koku çok fazla ağır da olabiliyor). kumu banyoya koyarsan pislediğinde kapıyı kapatana kadar koku en fazla koridora kadar falan gelmiş olur.
0
kob
(02.06.10)
kediyi besleyeceksen öyle balkona falan hapsetme. dışarıda kalsın daha iyi. ayrıca kedi tuvalet alışkanlığı kazandımı kumunu nereye koysan gider oraya yapar. kum koku yapar derseniz kediler için böyle taş gibi olan minik minik taşlardan kumlar var koku ve nemi çekiyor gerçekten çok kullanışlı. koku falan olmuyor hiç. ama birde şu var kedi tüyü. ne kadar aşısını falan yaptırsanda o kedi o tüyü dökecektir. lafın kısası kedi evde baslenecek ve elle tutulabilecek en ideal havyandır. ben sinir olurum o ayrı. halamın kedisi vardı ordan biliyom bu kadar şeyi. detay: halamın kedisi hiç hazır mama yemedi ya. artık yemek yedi ama bi hazır mama yediremedik.
0
seyduna6687
(02.06.10)
şu an kedi bakacak durumda değilsin. hayvana eziyet etme. kuş, kaplumbağa, hamster gibi canlılarla başla, kendini bi test et. kediye bakmak kolay değildir. tatilde bilmemnede ayarlamak gerekir. tüm gün evde değilsin, ilgi bekler. sokaktakilerle dost ol, besle, sev, ama özgürlüklerini elinden alma, birazcık daha bekle olur mu.
0
kediebesi
(02.06.10)
@kediebesi ben kedi bakacak durumda olmadigimi zannetmiyorum, balkon olayini zaten emin degildim o yuzden sordum. hem hangimiz işe/okula gitmiyoruz ki? kedi bakanlar butun gun evde mi oturuyor?
0
🌸cagdassalur
(02.06.10)
valla herkes gittikten sonra evde sıkılarak oturan çok kediler tanıdım. o kadar yüksek apartmanlar ki camdan dışarı bakıp eğlenmesi bile zor. zaten pencere önünde oturabileceği bir yer de yok.
hayvanların da canı var ve sıkılıp, yalnızlık çekebiliyolar. herkes yapıyo diye senin de aynı hataya düşmen gerekmez di mi? arkadaşlık etmek için istiyosun kediyi, arkadaşına yapar mısın bunu? peluş oyuncak sanma. :)
internette öyle güzel evler görüyorum ki. tavana yakın yürüyüş yolları, oturma, eğlence yerleri bile yapıyolar kedilerine. böylece hiç bi zaman koltuğuna vs de bulaşmıyor.
ama bizimkiler kediyi eve alır sonra ayyyy tüy döküyoooağğğ ayyy koltuğu didiyoooaaaağğğ ayyyyyayayay saksıları eşeliyooaaağğ hop at sokağa, ver birine kurtul.
0
kediebesi
(02.06.10)
(9)

Peynir zeytine alternatif, kahvaltiya pisirmelikler

pyro clustic flow
malum kahvaltikliklar disinda, pisirilerek hazirlanan ve kahvaltida yenen yiyecekler yoreye gore de cok farkli, degisik ve ilginc seyler olabiliyor. arada kahvaltiya farkli bir soluk katmak istesek neler yapilabilir? onerinin yanina kisaca da tarifini yazarsak ne guzel olur. aklima gelenlerden:1.
malum kahvaltikliklar disinda, pisirilerek hazirlanan ve kahvaltida yenen yiyecekler yoreye gore de cok farkli, degisik ve ilginc seyler olabiliyor. arada kahvaltiya farkli bir soluk katmak istesek neler yapilabilir? onerinin yanina kisaca da tarifini yazarsak ne guzel olur.
aklima gelenlerden:

1. kuru domates kizartmasi: kurutulmus domatesleri tavaya koy, ustunu kaplayacak kadar su ekle. icine de azcik yag. su bitince yagda kizarirlar, kizarinca da istege bagli nane ekleyerek luplet.

2. patatesli yumurta: kup patataesi kizart, pisir, sonra yumurta ekle.
0
pyro clustic flow
(11.12.08)
yine peynir ama (bkz: hellim)
bu güne kadar hep yiyen tarafta olduğumdan tarif veremiycem. ama azıcık kızartılıyor sonra lüpletiyorsun gibi gelmişti bana.

patates tarifinde yumurtayı çıkartıp yerine bol kaşar koyarsan da olur
ayrıca kafana göre şekillendirebileceğin bir krep gerçeği de var.
0
tai
(11.12.08)
- domatesli biberli peynirli yemeğimsi: domates, zeytinyağı, sivribiber, beyaz peynir, yumurta bir kapta karıştırılır. bu karışım ekmek dilimlerinin üzerine yayılır. sonra fırına verilir, 15 dk. pişirilir. afiyetle yenilir.
- yumurtalı ekmek: bayat ekmekler ymurtaya bulanır ve kızartılır.
- leyla: tost ekmeğinin içine nutella ve muz konur. tost makinasında bastırılır.
0
miss antartika
(11.12.08)
(bkz: pişi)
(bkz: krep)
(bkz: pancake)

1. olarak söylediğiniz geliştirebilir ayrıca. sarımsak, sucuk, yumurta, biber eklenebilir.
0
dambil
(11.12.08)
0
sui
(11.12.08)
- fukara sucuğu: salça, ceviz, kimyon, zeytinyağı, sarımsak karıştırılır. ekmeğin üzerine sürülür.
- yumurtalı kısır: bilinen kısır yapılır fakat içine sebze namına bir şey koyulmaz. sade ıslak salçalı bulgur üzerine karıştırılarak pişirilen yumurta eklenir.
0
miss antartika
(11.12.08)
trabzon'da kahvaltıda kuymak yiyiyorlar misal, ohş
0
sharpenter
(11.12.08)
biz genelde rendelenmiş patatesleri çok az yağda pişiriyoruz. az yağ dediğim de gözleme yaparkenki kadar az. kırmızı bir görünüm almaya başladıklarında da rendelenmiş kaşarları atıyoruz üzerlerine ve kekik ve tuz...
enfes oluyor, hafif de.
0
sharon and hope
(11.12.08)
küçük ince kabuklu patatesleri haşlayın. sonra bikaç parçaya bölün. üstüne istediğiniz baharatları ekleyin. (ben pul biber, kekik, tuz, karabiber, kıyılmış taze fesleğen ve bazen biberiye koyuyorum)Zeytinyağı döküp iyice karıştırın. Fırına verip biraz üstlerini kızartın. Çıkınca aralarına bikaç tane haşlanmış, dörde gölünmüş katı yumurta koyun. Patateslerin üstü çıtır, içi yumuşak oluyo. Yumurtayla da güzel gidiyo bence. Ben kahvaltıya misafirim olduğunda yaparım genelde.
0
cereal killer
(12.12.08)
küp kızarmış patatese yumurta kırılıp üzerine nane-pulbiber

biber kızartılıp üzerine küp-rende domates üzeri yumurta (menemen)

ekmek üzerine tereyağ veya zeytinyağı sürülüp üzerine domates/salça, en son kaşar veya kaşar/pastırma-salam...
0
tedirginlik hucresi
(16.05.11)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.